BREAKING NEWS
Yaşam

728x90

header-ad

468x60

header-ad
vehhabiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
vehhabiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

İngiliz Casusunun İtirafları

Sual: İngiliz Casusunun İtirafları kitabında neler var?
CEVAP
Bu kitap, 3 kısımdan meydana gelmiştir:

Birinci kısımda, İslamiyet’i bozmak, yok etmek için yapılan planlar ve vehhabiliğin kuruluşu anlatılmaktadır.

İkinci kısımda, müslümanlara yapılan, akla, hayale gelmeyen işkenceler ve Osmanlı devletini yıkmak için yapılan planlar bildirilmektedir.

Üçüncü kısım, Yusuf Nebhani hazretlerinin Hulasat-ül-kelam kitabından tercüme olup, hak dinin İslamiyet olduğunu ispat etmektedir.

İngiliz casusu Hempher, 18. asırda, kendisine devleti tarafından verilen kitapta, Müslümanların kuvvetli noktalarını tahrip etmek için, nelerin tavsiye edildiğini bildirmiştir. Bunlar, özetle şöyledir:

1- Müslümanların arasında, ırkçılığı körüklemeliyiz.

2- Peygamberin, İslam’dan kastının mutlak din olduğunu, hoşgörüye dayandığını, bu dinin Yahudilik ve Hıristiyanlık da olabileceğini, sadece İslam dininin olmadığı inancını aşılamalıyız.

3- Kilise yapmanın mahzuru olmadığını, Peygamber ve Halifeleri kiliseleri yıkmadığını, bilakis onlara hürmet gösterdiğini söylemeliyiz.

4- (Allah'ın ibadete ihtiyacı yok) diyerek Müslümanları, ibadetten soğutmaya çalışmalıyız.

5- Müslümanlığa bid’atler sokup, İslamı gericilik ve terör dini gibi göstermeliyiz.

6- Çocukları ailelerinden uzaklaştırmaya çalışmalı, böylece dini terbiyelerinden mahrum bırakmalıyız. Onları, biz gereği gibi eğitmeliyiz.

7- Örtü, İslami bir emir değil, sonradan çıkmış bir adettir diyerek, kadının örtüsünü açmaya çalışmalıyız. Müslümanlığı yok etmek için, bu iş çok tesirlidir. Önce, bu işi gayrimüslim kadınlara yaptırmalıyız. Sonra, müslüman kadınlar, kendiliğinden bozulup, gayrimüslimlere benzeyecektir.

8- Türbelerin bid’at olduğunu, bunun için hepsinin yıkılması gerektiğini söylemeliyiz.

9- Dinde zorlama yoktur. Hıristiyanlar da, Yahudiler de kendi dinlerini yayabilir, kimse kimseyi dine girmeye zorlayamaz diyerek dinin emirlerin anlatılmasına mani olmaya çalışmalıyız.

10- Müslümanları Kur’an hakkında şüpheye düşürmeliyiz. Bu maksatla içinde noksanlık ve fazlalık bulunan tahrif edilmiş Kur’an mealleri hazırlayıp, (Kur’an bozulmuş. Birbirini tutmuyor. Birinde bulunan ayet diğerinde bulunmuyor) demeliyiz. Yahudi, Hıristiyan ve diğer gayrimüslimleri tahkir eden ve emr-i maruf ve nehy-i münkeri emreden ayetleri çıkarmalıyız. Kur’anı diğer dillere çevirip, Arap ülkeleri dışında Arapça okunmasına mani olmalıyız ve yine Arap ülkeleri dışında ezan, namaz, hutbe ve duaların Arapça yapılmasını önlemeliyiz. Herkesin, Kur’anı kolay anlaması için, kendi diliyle okumalıdır fikrini yaymaya çalışmalıyız.

Piyangodan çıkan araba

Sual: Piyangodan çıkan arabayı satın almak caiz midir?
CEVAP
Araba, dinen mülkü olmadığı için satamaz; bir fakire hediye eder, fakir teslim aldıktan sonra, kendi malı olduğu için, dilediğine satar veya bağışlar.

Evi hediye etmek

Sual: Ben vefat edene kadar, kendim oturmak şartıyla, evimi çocuklarımdan birine hediye etmem caiz midir?
CEVAP
Caizdir.

Ağız kokusu ve oruç

Sual: Protez dişlerim çok koku yapıyor. Oruçluyken diş macunuyla temizlersem oruç mekruh oluyor. İnsanları rahatsız etmek haram olduğuna göre, diş macunuyla dişlerimi temizlemem caiz olur mu?
CEVAP
Sahur vakti dişler diş macunuyla iyice temizlenir, protez diş dışarı çıkarılırsa daha kolay temizlenir. Gün içinde yemek yenmeyeceği için, dişten dolayı artık yemek artığı kokusu olmaz. Ancak oruçlu olanın, açlığın kendi kokusu olur. Onu önlemek için, misvakla ağız iyice temizlenir. Misvak kokuyu azaltır. Öğleden sonra misvaklamak, Şafii’de mekruhtur; çünkü oruçlunun ağız kokusu Allahü teâlâya her kokudan güzel geldiği için, bu güzelliği yok etmek mekruh oluyor. Hanefi’de ise mekruh değildir. Misvak kuru veya yaş olmamalı, ikisi ortası olmalıdır. Misvak yeni olursa daha etkili olur.

İftarda ve sahurda şunlar yapılabilir:

Maydanoz yemek ağız kokusu için çok faydalıdır.

Taze yoğurt da iyi gelir.

Yemek arasında veya yemekten sonra çay içmeli.

Limonlu su içmek ağız kokusunu giderir.

Şekersiz sakız çiğnemeli.

Elma yemek de faydalıdır.

Tuzlu suyla veya kabartma tozuyla gargara yapmalı.

Bunların birkaçı uygulanırsa ağız kokusu önlenmiş olur.

Evliya kabri öpmek

Sual: Ana babanın kabrini öpmek caiz olduğu gibi, Resulullahın kabr-i şerifini ve evliya-i kiramın kabirlerini öpmek de caiz midir?
CEVAP
Elbette caizdir. Ancak fitneye sebep olmadan bunu yapmalı. Vehhabi nöbetçiler görürse, Şirk diye kamçı vururlar. Türkiye’de de evliya kabri öpülürse, selefiye maskeli Vehhabilerin şirk saldırısına uğranır.

Hurma çekirdeği

Sual: Hurma çekirdeği çöpe atılmıyorsa ne yapmalı?
CEVAP
Ağaç dibine falan koymalı.

Kıyamet ve Âhiret

Sual: Kıyamet ve Âhiret kitabında neler var?
CEVAP
İki bölümden meydana gelmiştir:

1- Kıyamet ve Âhiret:

Büyük İslâm âlimi, İmam-ı Gazali hazretlerinin Dürret-ül-fâhire kitabının tercümesidir. İnsanın ölümü, ruhun bedenden ayrılması, kabir hayatı, kabir sualleri, kıyamet günü insanların hesaba çekilmesi, Cennet ve Cehenneme nasıl gidileceği, geniş olarak açıklanmaktadır. Ayrıca, İmam-ı Gazali hazretlerinin Kimya-yı Seâdet kitabından alınan Nefs muhasebesi kısmında, bir müslümanın kendisini nasıl hesaba çekmesi ve ne şekilde hareket etmesi gerektiği çok güzel bir şekilde izah edilmektedir.

2- Müslümana nasihat:

Feth-ül-mecid isimli bir Vehhabi kitabından kısımlar alınarak, kitaptaki bozukluklar izah edilmiş, Ehl-i sünnet âlimlerinin cevapları yazılmış, tasavvufun ne olduğu çok güzel açıklanmıştır. Resulullah efendimizin kabrini ve diğer kabirleri ziyaret, kabirdekilerin hâlleri, Resulullaha salevat okumanın önemi, Evliyalığın ne olduğu, kıyamet günü herkesin sevdiğinin yanında olacağı konuları açıklanmıştır. Ayrıca, Ehl-i sünnet itikadından ayrılan Vehhabiliğin inanç esasları, yayılma şekli geniş olarak izah edilmiştir.

Eshaba sövmenin cezası

Sual: Bir hadis-i şerifte, (Allahü teâlâ, kıyamet günü, Eshabıma sövenlerin farzlarını ve sünnetlerini kabul etmez) buyuruluyor. Söven kimseler cehenneme mi gidecektir?
CEVAP
(Farzı, sünneti kabul edilmez) demek, hiçbir ibadeti kabul edilmez demektir. İbadetleri kabul edilmeyince elbette cehenneme gider. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:

(Eshabıma sövenler hariç, Kıyamette her müslümanın kurtulma ümidi vardır. Kıyamet halkı Eshabıma sövenlere lânet eder.) [Hâkim]

Demek ki her günahkâr müslümanın kurtulma ümidi vardır. Affa veya şefaate uğrayıp Cennete gidebilir; fakat bildirilen hadis-i şerife göre, Eshab-ı kirama sövenlerin, pişman olup tevbe etmedikçe, kurtulma ümitleri yoktur. Dinimizde sövmek ibadet değildir. Ebu Cehil kâfirine, hatta Şeytana bile sövülmese, ahirette niye sövmedin diye hesap sorulmaz. Eshab-ı kiramın tamamının Cennetlik olduğu Kur’an-ı kerimde bildiriliyor. Resulullah efendimizin Cennetlik arkadaşlarına sövmek ne kadar çirkin günahtır.

Düşmanlık tehlikeli

Sual: Hiçbir gruba mensup olmayan; fakat doğru kitapları da okumamış olan bir kızla evlenmek uygun olur mu?
CEVAP
Doğru kitapları okumamasının, o kadar zararı olmaz. Zararlı olan, başka kitapları okuyup da, doğru olan kitaplara düşmanlık beslemektir. Evlilik için diğer şartlar mevcutsa, Ehl-i sünnet kitaplarına düşmanlığı da yoksa evlenmekte mahzur olmaz.

Vehhabi’nin Şirk kitabı

Sual: Muhammed bin Abdurrahman el-Humeyyis isimli bir Vehhabi, ŞİRK diye bir kitap yazmış. Adını da, Hanefi ulemasına göre ŞİRK koymuş. Vehhabilerden nakil yaparak, Hanefi ulemasının yaptıklarına şirk diyor. Hanefi uleması diye, Şah Muhammed İsmail Dehlevi adında birinin bozuk fikirleri anlatılıyor. Hanefi ulemasından denilen bu zat kimdir?

CEVAP

S. Ebediyye'de deniyor ki:

(Şah Veliyullah-ı Dehlevi'nin dördüncü oğlu Şah Abdülgani gençken vefat etti. Bunun oğlu Şah İsmail 1781'de Delhi’de doğdu. Büyük Ehl-i sünnet âlimi olan dedesinin yolundan ayrılarak Vehhabi oldu. Vehhabilik inançlarının Hindistan’da yayılmasına önderlik yaptı. Bu fitnenin başı olan Muhammed bin Abdülvehhab-ı Necdi’nin Kitab-üt-tevhid isimli kitabını Urdu diline tercüme ederek Takviyet-ül iman ismiyle bastırdı. Böylece, Vehhabiliğin Hindistan'da yayılmasına önayak oldu. Farsçaya tercüme edilip, Takvim-ül beyan ismiyle bastırıldı. Sırat-ı müstakim ve başka kitaplar da neşrettiyse de, Ehl-i sünnet âlimlerinin reddiyeleri karşısında, Pişavur şehrine kaçtı. Müslümanlara önder olmak düşüncesiyle, orada Sihlere cihad ilan etti. Çok Müslümanın telef olmasına sebep oldu. Kendisi de bu savaşta 1831'de öldürüldü. Dedesinin şöhretine aldanarak, bunun tuzağına düşmüş olanlardan Abdullah-ı Gaznevi, Nezir Hüseyin Dehlevi, Muhammed Sıddık Hasan Han, Reşid Ahmed Kenkühi ve Diyobend şehrindeki medresenin bazı hocaları, Vehhabiliğe kendi düşüncelerini de karıştırıp, kitaplar neşrederek, Hindistan’da Vehhabilik ismi altında, yeni bir çığır açtılar.)

Vehhabiler kendilerine Hanefiyiz veya Ehl-i sünnetiz diyerek Müslümanları kandırmaya çalışıyorlar. Vehhabileri de, Hanefi veya Hanbeli âlimi gibi gösterebiliyorlar, yani her türlü hileyi yapabiliyorlar. Bunların tuzaklarına düşmemeli.

El Hak ismi

Sual: Bazıları, (Allah’ın Hak diye bir ismi yok, ona hak demek şirk olur) diyorlar. Biz hep Cenab-ı Hak diyoruz, bu şirk mi oluyor?

CEVAP

Hayır, şirk değildir. El Hak isminin, Esma-i hüsnadan yani Allahü teâlânın 99 güzel isminden biri olduğu, Tirmizi’deki hadis-i şerifte bildiriliyor.

El Hak: Varlığı hiç değişmeden duran, var olan, hakkı ortaya çıkaran demektir.

Kendine nazarı değmek

Sual: İnsanın kendi kendine nazarı değer mi?

CEVAP

Evet, değebilir.

Kur’andan başka delil var mıdır?

Sual: (Kur’andan başka kaynak tanımam, benim için sadece Kur’an delildir. Meal okuyup onunla amel ederim) diyenler haklı değil midir? Allah’ın kitabı yetmiyor mu, başka kaynağa ne ihtiyaç var?
CEVAP
Bunu söyleyen kimsede, zerre kadar samimiyet yoktur. Böyle söyleyenler Kur’an-ı kerime kesinlikle inanmıyorlar. Kur’an-ı kerime inansalar, onun bildirdiklerine de inanırlar.

Allahü teâlâ, (Yalnız bana tâbi olun, yalnız bana itaat edin) buyurmuyor. Resulüne ve âlimlere de uyulmasını emrediyor. Şu âyet-i kerimeleri, hangi mezhepsiz inkâr edebilir ki:
(Allah’a ve Resulüne itaat edin!) [Enfal 20] (Resule itaat de Kur’an-ı kerimin emridir.)

(Allah ve Resulüne itaat eden, en büyük kurtuluşa ermiştir.)[Ahzab 71]

(Resulüm de ki: “Bana uyun ki, Allah da sizi sevsin!”) [Al-i İmran 31]

(Allah’a ve Resulüne inanmayan [kâfir olur] kâfirler için çılgın bir ateş hazırladık.) [Feth 13] (Resulüne inanmayan da kâfirdir. Resulullaha inanmak demek, Onun bildirdiklerinin tamamını kabul etmek, inanıp hepsini beğenmek demektir.)

(De ki, Allah’a ve Resulü’ne itaat edin! [İtaat etmeyip] yüz çevirenler [kâfir olanlar], bilsinler ki, Allah, kâfirleri sevmez.) [Âl-i İmran 32] Allah’tan değil, Resulünden de yüz çeviren kâfirdir.)

(Resulümün verdiğini alın, yasakladığından da sakının!) [Haşr 7]

(O Peygamber, güzel şeyleri helal, çirkin şeyleri haram kılar.)[Araf 157] (Allahü teâlâ, haram kılma yetkisini Resulüne de vermiştir.)

(Resulüme uyun ki, doğru yolu bulun!) [Araf 158, Nur 54]

(Resule itaat eden, Allah’a itaat etmiş olur.) [Nisa 80]

(Allah’a ve Resulüne karşı gelen, apaçık bir sapıklıktadır.) [Ahzab 36]

(Allah ve Resulüne itaat eden Cennete, isyan eden Cehenneme gider.) [Nisa 13,14]

(İhtilaflı bir işin hükmünü Allah ve Resulünden [Kitap ve sünnetten] anlayın!) [Nisa 59]

(Kendilerine kitap verilenlerden, Allah’a ve ahiret gününe inanmayan, Allah’ın ve Resulünün haram ettiği şeyi haram tanımayan ve hak dini [İslamiyet’i] din edinmeyen kimselerle; zelil bir halde kendi elleriyle [boyun eğerek] cizye verinceye kadar savaşın.) [Tevbe 29]

(Biz her Peygamberi, kendisine itaat edilsin diye gönderdik.)[Nisa 64]

(Allah ile resullerinin emirlerini birbirinden ayırıp ikisi arasında bir yol tutmak isteyen kâfirdir.) [Nisa 150,151]

Allahü teâlâ, Resulüne Kur’anın açıklamasını, hüküm koymasını emredip, iman, itaat ve kelime-i şehadette de Resulünü kendisiyle birlikte bildiriyor. İki âyet-i kerime meali:
(Kur’anı insanlara açıklayasın diye sana indirdik.)
 [Nahl 44]

(Size kitabı, hikmeti getiren ve bilmediklerinizi öğreten bir Resul gönderdik.) [Bekara 151] İmam-ı Şafii hazretleri buyuruyor ki: Bu âyetteki hikmet, sünnettir. Önce Kur’an, peşinden hikmet bildirilmiştir.(Risale s.78)

Bu konudaki hadis-i şerifler de şöyledir:
(Cebrail, Kur’anla beraber, onun açıklaması olan sünneti de getirdi.) [Darimi]

(Bana Kur’anın misli kadar daha hüküm verildi.) [İ. Ahmed]

(Yalnız Kur’andaki helal ve haramı kabul edin diyenler çıkar. İyi bilin, Peygamberin haram kılması, Allah’ın haram kılması gibidir.) [Tirmizi, Darimi]

(Bana uyan Cennete girer, bana isyan edense Cennete giremez.) [Buhari]

(Sünnetimden yüz çeviren benden değildir.) [Müslim]

(Ümmetim bozulunca, sünnetimi ayakta tutana şehit sevabı verilir.) [Hakim]

(İhtilaflarda, sünnetime ve hulefa-i raşidinin sünnetine sımsıkı sarılın!) [Tirmizi]

(Bana uyan, Allah’a uymuş, bana asi olan da, Allah'a asi olmuş olur.) [Buhari]

Mezhepsizler, dindeki dört delilin ikisini kabul etmeyip, kitap ve sünnetten başka delil yok diyorlar. Mezhepsizleri de geride bırakan türediler, kitap ve sünnet tabirine bile saldırıp, (Kur’andan başka, sünnet adı altında din çıkarılıyor, Kur’anı getirmekle Peygamberin işi bitti, o bir postacıdır) diyerek sünneti Kur’andan farklı gibi gösteriyorlar. Âyet-i kerimelerde bunların kâfir oldukları bildiriliyor.

Görüldüğü gibi, yalnız Kur’an diyerek, Resule uymayanların, sahtekâr birer kâfir olduklarını, Allah ve Resulü bildirmektedir. Bunların, Kur’ana inanıyorum demeleri yalandır; çünkü Kur’an-ı kerimi toplayanlar da, hadis-i şerifleri bildirenler de Eshab-ı kiramdır. Birine inanıp öteki inkâr edilmez. Resulullah efendimiz, bunların çıkacağını mucize olarak 14 asır önce bildirmiştir. Üç hadis-i şerif meali:
(Bir zaman gelir, beni yalanlayanlar çıkar. Bir hadis söylenince, “Resulullah böyle şey söylemez. Bunu bırak, Kur’andan söyle” derler.) [Ebu Ya’la]

(Bazı kibirli kişiler çıkacak, “Allah Kur’anda bildirilenden başka bir şeyi haram kılmadı” diyecek. Yemin ederim ki, benim de emrettiğim, yasakladığım, koyduğum hükümler vardır. Bunların sayısı Kur’andaki hükümlerden daha çoktur.) [Ebu Davud]

(Kur’andan başka delil kabul etmem diyenler çıkacak.) [Ebu Davud]

Kur’an-ı kerimde, (yalnız Kur’ana uyun) denmiyor, (Allah’a ve resulüne uyun) deniyor. Resulünü dışlayıp, Kur’anın açıklaması olan hadisleri delil saymayan, Kur’anın ifadesiyle kâfir olur.

(Bize yalnız Kur’andan söyle) diyen birine, İmran bin Husayn hazretleri, (Ey ahmak! Kur’anda, namazların kaç rekât olduğunu bulabilir misin?) dedi. Hazret-i Ömer, farzların seferde kaç rekât kılınacağını Kur’anda bulamadık diyenlere, (Kur’anda bulamadığımızı, Resulullah’tan gördüğümüz gibi yaparız. O, seferde, 4 rekâtlı farzları iki kılardı) buyurdu. (Mizan-ül-kübra)

Resulullah’a uymanın önemi anlaşılınca, Kur’an-ı kerimin açıklaması olan hadis-i şeriflere de uymak gerektiği anlaşılır. Hadis-i şerifler olmasaydı, namazların kaç rekât olduğu ve nasıl kılınacağı, zekâtın, orucun, haccın farzları, hukuk bilgileri bilinemezdi. Yani hiç kimse, bunları Kur’an-ı kerimden çıkaramazdı. Şu halde Kur’an-ı kerimi anlamak için, onun açıklaması olan hadis-i şeriflere ihtiyaç vardır. Hadis-i şerifleri de anlamak için âlimlere ihtiyaç vardır. Allahü teâlâ,(Peygambere sorun, âlimlere sorun) buyuruyor. Herkes Kur’anı anlayabilseydi o zaman peygambere ne lüzum kalırdı? Kur’an-ı kerimi doğru anlayamadıkları için 72 sapık fırka meydana çıktı? Üç ayet-i kerime meali:
(Eğer onun hükmünü peygambere veya ülül-emre [yetkililere, âlimlere] sorsalardı, öğrenmiş olurlardı.) [Nisa 83] (Demek ki, ülül-emre de uyulması gerekiyor.)

(Verdiğimiz bu misalleri ancak âlim olanlar anlar.) [Ankebut 43]

(Bilmiyorsanız âlimlere sorun.) [Nahl 43]

Bu âyetler, Kur’an-ı kerimi anlamak için âlimlerin açıklamasına da ihtiyaç olduğunu bildiriyor. Zaten Kur’an meali okuyan, murad-ı ilahiyi öğrenemez. Tercüme edenin bilgi derecesine göre, yaptığı açıklamayı öğrenir. Bir cahilin veya bir sapığın yazdığı meali okuyan da, Allahü teâlânın bildirmek istediğini değil, tercüme edenin anladım sanarak kendi kafasından anlatmak istediğini öğrenir. Kur’an-ı kerim mealini okuyan, amel ve ibadetle ilgili bilgileri öğrenemez. İtikada ait bilgileri ise öğrenmesi hiç mümkün olmaz; çünkü 72 dalalet fırkası, Kur’an-ı kerime yanlış mana verdiği için sapıtmıştır.

Kur’an-ı kerim, dinin anayasası hükmündedir. Yüz binlerce hadis-i şeriflerle açıklanmıştır. Âlimler, Kur’an-ı kerimi ve hadis-i şerifleri açıklamıştır. Bu açıklamalar olmadan Kur’an-ı kerime uyulamaz. Bugünkü Anayasa da öyledir. Kanunlar, tüzükler, yönetmelikler ve mahkeme ictihadlarıyla ülke yönetilmektedir. Bunlar olmadan sırf anayasa ile ülke yönetilmez. Anayasa hep kanunlara havale eder. Kur’an-ı kerim de hep Resulullaha havale eder, âlimlere havale eder. Onun için, sırf anayasa ile memleket idare edilmez, Kur’an mealinden de din öğrenilmez.