BREAKING NEWS
Yaşam

728x90

header-ad

468x60

header-ad
alışveriş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
alışveriş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Alacaklı ile borçlu farklı söylerse


Sual: Fırıncıya malzemesini verip peynirli veya kıymalı pide yaptırıyoruz. Fırıncı, yanlışlıkla bizim için yaptığı pideleri başka müşterisine veriyor. Biz mesul oluyor muyuz? Bize de öteki müşteriye yaptığını veriyor. Borçlu ile alacaklı arasında anlaşmazlıklar oluyor. Alacaklı vermedin diye yemin ediyor, borçlu verdiğine dair yemin ediyor. Dinen hangisi esas alınır?
CEVAP
Borcunu ödeyenin ödediğine dair bir makbuz veya imzalı bir kâğıt almalı. Almadığı için alacaklının istediğini vermesi lazımdır.

Fırıncının verdiği pideyi almanızda bir mahzur olmaz.

Tam İlmihâl'de şöyle deniyor:
Terzi, ceket yerine pantolon dikse, kumaş sahibi, isterse pantolonu alır, isterse kumaşı ödetir. Boyacıya kumaş veren kimse, siyah istemiştim, sen mavi boyamışsın dese, boyacı da, mavi istemiştin dese, kumaş sahibinin sözü kabul olunur. Bunların ücreti verilmez. Kumaşı da öderler veya sahibi isterse yapılan şeyi alıp piyasaya göre işçilikten keser. (S. Ebediyye)

Mesbukun beşinci rekâta kalkması
Sual: İmam, yanılıp dördüncü rekâtta Ettehıyyatü'yü okuduktan sonra, beşinci rekâta kalksa, mesbuk da, imama uyarak kalksa namazı bozulmuş olur mu?
CEVAP
Evet, mesbuk olanın namazı bozulmuş olur. (Halebî-yi sagir)

Mesbuk olmayanlar, imamla beşinci ve altıncı rekâtı da kılsalar namazları sahih olur. Mesbuk olanın ise bozulur. Çünkü mesbuk farz kılarken nâfile kılana uymuş oluyor. Diğerleri farzı bitirmiş nâfile kılan imama uyarak nâfile kıldıkları için namazları bozulmuş olmuyor.

Eğer imam, dördüncü rekâta oturmadan kalksaydı, beşinci rekâtın secdesini yapmadan yanıldığını hatırlayıp teşehhüde otursaydı mesbukun namazı da sahih olurdu.

Karşı cinse benzemek
Sual: Kadınlara benzeyen erkekler ve erkeklere benzeyen kadınlar kötüleniyor. Ne yaparlarsa, karşı cinse benzemiş olurlar?
CEVAP
Kadınların kendilerini erkeklere benzetmesi demek, onlar gibi ceket, pantolon giyinmesi, onlar gibi saç tıraşı olmaları gibi şeylerdir. (Faideli bilgiler)

Erkeklerin kendilerini kadınlara benzetmesi de, kadınlar gibi küpe, kolye, bilezik takmak, kadınlara benzeyen hareketlerde bulunmak gibi şeylerdir

Helal kazanabilmek için, önce helali öğrenmek lazımdır

Sual: Farzlar sadece namaz, oruç gibi ibadetler midir? Çalışıp kazanmak da farz mıdır?
Cevap: 
Bu konuda, İmam-ı Gazalî hazretleri Kimya-i saadet kitabında buyuruyor ki:

"Resulullah sallallahü aleyhi ve sellem buyurdu ki: (Helal kazanmak her Müslümana farzdır.) Helal kazanabilmek için, önce helali öğrenmek lazımdır. Müminun suresi 51. âyetinde mealen (Ey Peygamberlerim, helal ve temiz yiyiniz, bana lâyık ibadetler yapın) buyuruldu.

Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:
(Helal kazanmak her Müslümana farzdır.)

(Bir kimse hiç haram karıştırmadan kırk gün helal yerse, Allahü teâlâ onun kalbini nur ile doldurur. Kalbine, nehirler gibi hikmet akıtır. Dünya muhabbetini kalbinden giderir.) [Dünyalık kazanmak için çalışmak günah değildir. Dünyalık sevgisi, dünyaya gönül bağlamak günahtır.]

(Çok kimse vardır ki, yedikleri ve giydikleri haramdır. Sonra ellerini kaldırıp dua ederler. Böyle dua nasıl kabul edilir?)

(Haram yiyenlerin ne farzları, ne de sünnetleri kabul olmaz.) [Yani sevabına kavuşamazlar.]
(On liralık elbisenin bir lirası haram olsa, o elbise ile kılınan namazlar kabul olmaz.)
(Haram ile beslenen vücudun ateşte yanması daha iyidir.)

(Malın helalden mi, haramdan mı geldiğini düşünmeyenler, Cehenneme neresinden atılırsa atılsınlar. Allahü teâlâ onlara acımayacaktır.)

(İbadet on kısımdır, dokuzu helal kazanmaktır.)
(Helal kazanmak için yorulup evine dönen kimse günahsız olarak yatar. Allahü teâlânın sevdiği kimse olarak kalkar.)

(Allahü teâlâ buyuruyor ki: Haramdan kaçınanlara hesap sormağa utanırım.)
(Bir dirhem faiz [almak ve vermek], otuz zinadan daha günahtır.)
(Haram maldan verilen sadaka kabul edilmez. Saklanırsa Cehenneme gidinceye kadar ona yolluk olur.)
Sa'd bin Ebi Vakkas radıyallahü anh, (Yâ Resulallah! Dua buyurun da, Allahü teâlâ benim her duamı kabul etsin) deyince cevaben, (Duanın kabul olması için helal lokma yiyin) buyuruldu.
Hazret-i Ebu Bekir radıyallahü anh, içtiği sütün helalden olmadığını anlayınca parmağını boğazına sokarak çıkardı. O kadar zahmetle çıkardı ki, ölüyor sandılar. Sonra (Yâ Rabbî, elimden geleni yaptım. Midemde ve damarlarımda kalan zerrelerden sana sığınırım!) diye yalvardı. Hazret-i Ömer radıyallahü anh da, Beyt-ül-mal'a ait zekat develerinin sütünden yanlışlıkla verilip içtiği zaman böyle yapmıştı." (Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye s.607)

Borçlunun et yemesi gibi mi?

Sual: Bir zamane hocası, (Kaza borcu olanın, nâfile kılmaması, kasaba borcu olanın et yememesi gibi yanlıştır. Borcu olan da et yer, kazası olan da nâfile kılar) diyor. Bu yanlış değil midir?
CEVAP
Bu uygunsuz söz, hadis-i şeriflere ve fıkhî hükümlere zıttır. Nâfileyi et gibi en kıymetli gıdaya benzetmek, farzı küçümsemek olur ki, çok tehlikelidir. Çünkü namazı fevt etmekle, terk etmek ayrıdır. Fevt, bir mazeretle namazı kaçırmaktır ve günah da değildir. Fevt edilen namazlara faite denir. Mesela uyuyarak veya unutarak namazını kaçırmak böyledir. Terk ise, kasten kılmamaktır, büyük günahtır. İkisini aynı sanmak cehalettir. Câmi’-ül-fetâva’da, (Düşman karşısında, bir farz namazı kasten terk etmek, 700 büyük günaha bedeldir) buyuruluyor. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Kaza namazı olanın, nâfile namazı kabul olmaz.) [Dürret-ül-fâhire]

(Hak teâlâ, “Farz ibadetle bana yaklaşıldığı gibi, hiçbir şeyle yaklaşılamaz” buyurdu.) [Buharî]
(Farz namaz borcu olanın nâfile kılması, doğurmak üzere olan hamileye benzer. Doğumu yaklaşmışken, çocuğu düşürür. Artık bu kadına, hamile de, ana da denmez. Bu kimse de, farz namazlarını ödemedikçe, Allahü teâlâ, nâfile namazlarını kabul etmez.) [Fütuh-ul-gayb]
Hanefi âlimlerinden Abdülhak-ı Dehlevî, (Bu hadis, farz borcu olanın, sünnetlerinin de kabul olmayacağını göstermektedir) buyuruyor.

Seyyid Abdülkâdir-i Geylânî hazretleri de buyuruyor ki: Farz borcu varken, sünnetle meşgul olmak ahmaklıktır. Çünkü sünnetleri kabul olmaz. Kaza borcu olanın sünnet kılması, alacaklıya, borçlunun hediye götürmesine benzer ki, elbette kabul olmaz. Mümin, bir tüccara benzer. Farzlar sermayesi, nâfileler ise kazancıdır. Sermaye kurtarılmadan kâr olmaz. (Fütuh-ul-gayb)
Hamza Efendi'nin Bey’ ve Şir’a risalesinin şerhinde, (Yolculuğa çıkarken iki rekât namaz kılmalıdır! Kaza namazı olan kaza kılmalı. Çünkü kaza borcu varken, nâfile kılmak ahmaklıktır) buyuruluyor. Kitaplara uyup ahmaklıktan sakınmalıdır.

Farzın yanında nâfilenin durumu
Sual: (Kasaba borcu olanın et yemesinin mahzuru olmadığı gibi, kaza borcu olanın nâfile kılmasından sakınca yoktur) deniyor. Bu yanlış değil mi?
CEVAP
Kul borcu, çok önemlidir. İki hadis-i şerif şöyledir:

(Borcunu ödemeyip, oyalamak zulümdür.) [Buhârî]
(Borcunu ödemeyen, Cennete giremez.) [Nesaî]

Hemen ödemesi gereken borcu varken, borcunu ödemeyip et veya pahalı gıdalar yiyen, birinci hadis-i şerife göre zulmetmiş olur, zulüm ise haramdır. Önce borcunu ödemelidir. Kul borcunu hafife almak da çok tehlikelidir. Kul borcu ödenmedikçe Cennete girilmez. Borç ödeninceye kadar, lüks gıdalar yememeli ve lüks eşya kullanmamalı. Fıkıh âlimi Ebülleys Semerkandi hazretleri, (Borçlu, borcunu ödemedikçe yağlı ve sirkeli taam yiyemez) buyurdu. (Tenbih-ül-gâfilin)

Kasaba, bakkala borcu olan, pasta veya pastırma yiyemediği gibi, yağlı veya sirkeli yemek de yiyemez. Yerse borcu ödenmesi gecikmiş olur. Bunun gibi, kazası varken nâfile kılanın da, kazaları ödenmiş olmaz. Farz borcu olanın nâfilesi, sünneti kabul olmuyor. Kul borcu olanın da, verdiği sadakalar kabul olmuyor. Buhârî’deki hadis-i şerifte, (Borcu varken, verilen sadaka kabul olmaz) buyuruldu. Çünkü borcu ödemek farzdır, sadaka vermek ise nâfiledir. Kazası olanın nâfile kılması da böyledir. Zekât borcu olanın da, sadakası kabul olmaz. İmam-ı Rabbânî hazretleri buyuruyor ki: Zekât olarak fakire bir altın vermek, yüz bin altın sadaka vermekten daha sevabdır, çünkü zekât vermek, farzı yapmaktır. Sadaka ise, nâfiledir. Farzın yanında nâfilenin hiç kıymeti yoktur. Deniz yanında, damla bile değildir. Şeytan aldatarak, kaza kıldırtmayıp ve zekât verdirtmeyip, nâfileleri güzel gösteriyor. (3/17)

Şeytana ve şeytana tâbi olan hocalara itibar etmemelidir. Farzı geciktirmek sadece zekât ve farz namaz borcu için değil, bütün farzlar için geçerlidir. Farz olan Ramazan orucu da böyledir. Bir hadis-i şerifte, (Ramazanda bir gün oruç tutmayan, onun yerine bütün yıl oruç tutsa, o bir günkü sevaba kavuşamaz) buyuruldu. Bu hadis-i şerif de, farzı zamanında yapmamanın zararını bildirmektedir. Hele farzı geciktirip nâfilelerle meşgul olmak kadar büyük ahmaklık olmaz. Ahmaklığı tavsiye eden cahillere itibar etmemelidir.


Başarı ve hizmet

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:


Dünyanın en başarılı tüccarı, parayı, bir gün değil, bir saat elinde tutmayandır. Elde tutulan para zarardır. Parayı çok süratli çevirenler, çok başarılı olanlardır. Hiçbir tüccar, sermayesinden mal alıp satmaz. Ne yapar peki? Oradan aldığı parayı, buraya yatırır, buradan aldığını başka işe yatırır, yani birbirinin üzerine bindirmek suretiyle, o parayı döndürür.


Akıllı tüccar, yapıp satmaz, satıp yapar. Yani, ben mal yaptım, gel al demez. Siparişini alır, yapıp teslim eder. Satmadan da almaz, almadan satar. Yani hazır mamule paraları yatırıp, sonra bunları satmak için müşteri beklemez. Önce satar, sonra üreticiden, bunları müşterisi için sipariş eder.

Sürpriz paket

Sual: Sürpriz paket diyerek bazı satışlar yapılıyor. Satıcı firma, pakete bazı ürünler koyuyor, ama içinde neler olduğunu söylemiyor. Böyle bir paketi satın almak caiz olur mu?
CEVAP
Hayır, ne olduğu bilinmeyen mal satılamaz. Gözümüzle görmesek de, içinde ne olduğunu bilmemiz lazımdır.


Müşterinin görmediği malın yerini, sıfatını, arsasının hududunu, cinsini, miktarını satıcı bildirmezse, alış veriş fasit olur.

Pahalı satmak ve aldatmak

Sual: 300 liraya veresiye aldığım bir ürünün 200 lirasını verdim, 100 lirası, daha duruyor. Sonra bu ürünün başka bir yerde 200 liraya satıldığını öğrendim. Müslümanlıkta aldatmak da, aldanmak da olmadığı için ve adamdan senetsiz aldığıma göre, kalan yüz lirayı vermesem günah olur mu?
CEVAP
Normal rayiçten satıyorsa, başka yerlerde de 300 liraya satan varsa kalan 100 lirasını vermemek günah olur.
Herkes malını, istediği fiyata satabilir. Bir kuruş eksik verilse kul hakkı olur. Eğer o mal her yerde 200 liraya satılıyorsa, bir tek o kişi 300 liraya satıyorsa, bu da rayicin üstündeyse o zaman alış verişi fesh etme yetkimiz olur. 300 liraya satan başka yerler de varsa, başka birileri de 200 liraya satıyorsa, bu ölçü olmaz.

Bir şey satarken, bu benzerlerinden farklı diyerek yalan söylemek veya malın kusurunu gizlemek, aldatmak olur. Bir de, piyasadaki rayiç fiyatların en yükseğinden, sarraflıkta % 2,5, hayvandan başka menkul mallar için % 5, hayvan için % 10, bina için % 20 ve daha fazlası kadar yüksek fiyatla satın almak da aldanmak olur. Böyle bir aldanma olursa, müşteri alış verişi fesh edebilir.

Alış verişte yemin etmek

Sual: Pazarcılıkta yemin edince, bir güven meydana geliyor. Satış daha çok oluyor. Doğru olarak yemin etmenin mahzuru var mıdır?
CEVAP
Doğru da olsa, çok yemin etmek, Allahü teâlânın ismine ve yemine kıymet vermemek olur. Bunlara kıymet vermeyerek yemin etmek, çok çirkindir. Mal satmak için Allah’ın ismini alet etmemelidir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:

(Satışlarda çok yemin etmekten sakının! Çok kazansanız da, perişan olursunuz.) [Müslim]

(Yemin malı sattırırsa da, malın bereketini kaldırır.) [Buhari, Müslim]

Demek ki çok kazanmak değil, malın bereketli olması önemlidir. Bereket, az malın çok faydası olmak, çok işe yaramak demektir. Hele yalan yere yemin edilirse ve hile yapılırsa çok tehlikelidir.

(Malını yalan yeminle satan kimseye, ahirette acı azap vardır.) [Müslim]

(Ticarete hıyanet karışınca, bereket gider.) [İhya]

Tartıda hile yapmak da büyük günahtır. Bir ayet-i kerime meali şöyledir:

(Verirken noksan, alırken fazla ölçenlere acı azaplar yapacağım.) [Mutaffifin 1]

Harama uymak ne demektir?
Sual: S. Ebediyye’de deniyor ki:
(Erkek olsun, kadın olsun, her insanın, her sözünde, her işinde, Allahü teâlânın emirlerine, yani farzlara ve yasak ettiklerine [haramlara] uyması lazımdır. Bir farzın yapılmasına, bir haramdan sakınmaya önem vermeyenin imanı gider, kâfir olur.)
Farza uymak elbette şarttır; fakat niye yasaklara, harama uymak gerekiyor? Harama uyunca haram işlenmiş olmaz mı?
CEVAP
Buradaki uymak, o işin gereğini yapmak, verilen emir ve yasağa riayet etmek demektir. Farzlara uymak, dinimizin bildirdiği şekilde, o farzları yapmak demektir. Haramlara uymak da, dinimizin bildirdiği şekilde, o haramlardan kaçmak demektir. Yasak emrine uyulunca yasaktan sakınmak gerekir.

Alış verişte yemin etmek

Sual: Bir malı beğendirmek gayesiyle yemin etmekte mahzur var mıdır?
CEVAP
Doğru da olsa, alış veriş yaparken yemin etmemelidir! Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Malını, yemin ederek beğendirene kıyamette merhamet edilmeyecektir.) [Müslim]

(Alış-verişte 
"Vallahi böyle, billahi öyle değildir" diye yemin edenlere ve sanatkârdan, "Yarın gel, öbür gün gel" diye sözünde durmayanlara yazıklar olsun!) [Deylemi]

(Yalan yemin ile mal çok satılsa da böyle kazancın bereketi olmaz.)
 [Buhari]

(Alıcı ile satıcı birbirine doğru söyleyip, nasihat edince, kazançları bereketli olur, malın kusurunu gizleyip, yalan söyledikleri zaman bu bereket kalkar.)
 [Buhari]

(Alış verişte çok yemin etmek, malın bereketini giderir.)
 [Müslim]

(Bir zaman gelecek ki, insanlar, yalnız malın, paranın gelmesini düşünüp, helalini, haramını düşünmeyeceklerdir.)
 [R. Nasıhin]

Malını müşteriye gösterirken tüccarın Allah demesi, Kelime-i tevhid okuması günahtır. Bunları para kazanmaya alet etmek olur. 
(El-İhtiyar)

(El-İhtiyar) kitabındaki bu ifadeden, müşteri çekmek gayesiyle dükkanına dini levhalar asmak da, dini ticarete alet etmek olacağı anlaşılmaktadır. Hele dinden imandan habersiz kimselerin bu hareketi, din istismarı olur.

Akıllı, ahiretin sonsuz kazancını dünyanın geçici kârı ile değiştirmez. Bütün iyiliklerin, dinin emirlerine uymakta ve yerine getirmekte olduğunu bilir. 


Dinimizde kâr haddi

Sual: Dinimizde kâr haddi var mıdır?
CEVAP
Dinimizde kâr haddi yoktur. Fakat ihtikâr ve fahiş fiyat yasaklanmıştır.
Medine’de pahalılık oldu. Fiyatlar yükseldiği için kâr haddi koyması istenildiğinde, Peygamber efendimiz, (Fiyatları koyan Allahü teâlâdır. Rızkı genişleten, daraltan, gönderen yalnız Odur. Ben Allahü teâlâdan bereket isterim) buyurdu. Başka bir hadis-i şerifte ise, (Kâr haddi koymayın, fiyat koyan Allahü teâlâdır) buyuruldu.

Karaborsacılar, fırsatçılar tarafından [mallar saklanarak] fiyatlar yükseltilip millete zarar ve zulüm haline geldiği zaman, Belediyenin ilgililerle istişare ederek uygun bir narh, kâr haddi koyması caiz olur. (Redd-ül Muhtar)

Peygamber efendimiz, (Müslümanların, şehre mal getiren köylüleri karşılayıp piyasaya fiyatını gizleyerek, ucuz satın almalarını) yasakladı. Köylü böyle bir satıştan vazgeçebilir. Piyasayı bilmeyenlere yüksek fiyatla mal satmak da haramdır. Hatta, acemi olup, ucuz satan veya pahalı alan ile alış veriş etmemelidir. Bunlarla alış veriş yaparken piyasadaki fiyatı gizlemek günahtır.

Satılan şeyin ayıbını, kusurunu gizleyerek aldatmak haram olduğu gibi, alınan malın kıymetini gizleyerek aldatmak da faiz olur. Mesela, bir kimse, sattığı malın kıymetini bilmiyor. On milyonluk malı, beş milyona satıyor. Ona (Bu mal, her yerde 4 milyon eder) diyerek kandırmak haramdır. İnsanlar, Müslüman ahlakına uyarsa, ne kandıran, ne kandırılan olur. Mallara narh koymaya lüzum kalmaz. Arz ve talebe göre, mallar kıymetlenir veya ucuzlar.

Basra’da büyük bir tüccar vardı. İran’da bulunan adamlarından biri, buna mektup yazarak, bu sene şeker kamışının verimli olmadığını, kimse duymadan, çok şeker almasını bildirdi. Tüccar da, çok şeker satın alıp, şeker piyasadan çekilince, pahalı satarak, otuz bin dirhem kâr etti. Sonra, düşünüp (Şeker kamışlarına afet geldiğini Müslümanlardan saklamakla, onlara hıyanet ettim, bu nasıl Müslümanlıktır?) diye, otuz bin dirhemi, şekerlerini almış olduğu kimselere götürdü. Yaptığı yanlış işi anlattı. Hatasına pişman olup dürüstlük göstermesinden dolayı, hiçbiri verdiği parayı almayıp, Sana helal olsun dediler. Akşam evinde düşündü ki, belki utanarak almamışlardır. Din kardeşlerime hıyanet ettim diyerek, ertesi gün tekrar götürdü. Her birine yalvararak otuz bin dirhem gümüşü taksim etti.

Müşteriye doğru söylemeli, hile etmemelidir. Malda bir arıza oldu ise, haber vermelidir. Ucuz aldığı bir malın fiyatı yükselip pahalı satıyor ise, aldığı fiyatı söylemelidir. Aldatarak satmak, hıyanet ve dolandırıcılık olur. Böyle hıyaneti bilmeyerek yapanlar olur. Hıyanet yapmaktan kurtulmak için, herkes, kendine yapılmasını istemediği şeyleri, başkalarına yapmamalıdır.

Bir malı peşin ucuz, veresiye veya taksitle pahalı satmak caizdir. Vade farkı istemek ise caiz değildir. Vadeli satışla, vade farkı ayrı şeylerdir. (Redd-ül Muhtar)

Sual: Zekat vermek için bir arkadaşa gittim. 100 milyon zekat verecektim. O arkadaşa, Elindeki bir altını bana 100 milyona satarsan, bu altını zekat olarak vereceğim dedim. O da, Tam İlmihal’de okudum, ucuza satmak gaben-i fahişe girer, 120 milyondan aşağı satılması caiz olmaz dedi. 100 milyona satsa idi bir mahzuru olur muydu?
CEVAP
Hiç mahzuru olmazdı. İnsan malını istediği fiyata satabilir. 50 milyona, hatta 1 milyona da satabilir. Hatta bedava bile verir. Bunun dinen bir mahzuru yoktur. Eğer siz altınlar 100 milyona düştü bu altını bana 100 milyona sat deseydiniz, o da bilmediği için satsaydı, çok aldanma olduğu için alış verişi bozma hakkına sahip olurdu. Ama bozmasa da bir şey gerekmezdi. Zekat için gelen parayı geri çevirmesi yanlış olmuştur.

Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye’de diyor ki:
Sarraflıkta piyasadaki fiyatların en yükseğinden, % 2,5 ve daha fazlası kadar yüksek fiyatla satın alarak aldanmaya Gaben-i fahiş = çok aldanmak denir. Bu miktar, hayvandan başka menkul mallar için % 5, hayvan için % 10, bina için % 20 dir. Bu miktarlardan az olan aldanmaya, Gaben-i yesir = az aldanmak denir. Satıcı, bu mala, şu kadar lira veren oldu diyerek satsa, piyasadaki en yüksek değerinden çok aldanma kadar fazla olduğu ve başkası, o kadar lira vermediği anlaşılsa, müşteri alış verişi bozabilir.

[Dikkat edilirse bozabilir deniyor, bozması gerekir demiyor. Üstelik kendi rızası ile çok ucuza satmanın hiçbir mahzuru yoktur.]

Satıcı yalan söylemeden, fahiş fiyatla satsa, aldanan müşteri alış verişi bozamaz. Çünkü herkes malını, dilediği fiyatla satabilir. İslamiyet’te kâr haddi diye bir şey yoktur. Yalan söylenerek, az aldatılan kimse, alış verişi bozamaz.

İslam Ahlakı kitabında da deniyor ki:
Bir kimseye bir şeyi kaça aldın deseler, beş liraya dese, halbuki on liraya almış olsa, yalan söylemiş olmaz.

Buradaki hususiyet, o kimseye ucuz satmak için böyle söylemesi caiz olan yalana girmektedir. Mesela 20 milyona aldığı bir malı, 4 milyona aldım bir milyon kâr ile sana 5 milyona satarım dese caiz olan yalana girer. Çünkü adamı aldatma yoktur. Belki o fakirdir onu sevindirmek için böyle yapmıştır. Herkes malını çok ucuza satabilir.

Sıkışık durumda olanlara, yiyecek içecek, giyecek ve barınacak şeyler için fahiş fiyatla mal satmak haramdır. Nafakasını temin etmek için herhangi bir şeyini satmak zorunda kalan fakirin sattığını, gaben-i fahişle ucuz almak da haramdır. (Bey ve şir’a risalesi)

Sual: Tam İlmihal’de (Veresiye pahalı, peşin ucuz demek, yani, mesela peşin on liraya, veresiye on beş liraya vermek şeklinde iki şartlı satışın fasid olduğu, Mevkufat, Cevhere ve Tuhfet-ül-fukaha’da yazılıdır. Çünkü, semen meçhuldür) deniyor. Buna göre, peşin 10 liraya satılan malı, veresiye 15 liraya satmak fasit midir?
CEVAP
Hayır hiçbir mahzuru yoktur. Satıcı yalan söylemeden, fahiş fiyatla da satabilir. Çünkü herkes malını, dilediği fiyatla satabilir. İslamiyet’te kâr haddi [kâr limiti] diye bir şey yoktur. Bu inceliği bilmeyenler, veresiye pahalı satılamaz zannediyorlar. İfadenin son cümlesinde, (Çünkü, semen meçhuldür) deniyor. Semen, satışta belirlenen fiyatı demektir. Satıcı, peşin olursa 10 lira, taksitle 15 lira derse, müşteri de, bu iki fiyattan birisini, yani ya peşin 10 liraya veya veresiye 15 liraya olan satış fiyatını kabul ederse, alış veriş sahih olarak gerçekleşmiş olur. Peşin veya veresiye belirtilmeden, müşteri, zamanı ve fiyatı belirlemeden, kabul ettim derse, bu satış fasit olur. Çünkü, semen ve zaman belli değil. 10 liraya mı aldı, yoksa 15 liraya mı? Müşteri hangisini kabul ettiğini söylememiştir. Zaman ve fiyat belirlenmediği için satış fasittir. Müşteri, peşin on liraya aldım derse yahut, veresiye 15 liraya aldım derse, satış sahihtir.

Dinimizde kâr koymada, sınır yoktur. İbni Abidin hazretleri buyuruyor ki:

Enes bin Malik bildirdi ki: Medine’de, pahalılık oldu. (Ya Resulallah, fiyatlar yükseliyor. Bir kâr haddi koyun) denildiğinde, (Fiyatları koyan Allahü teâlâdır. Rızkı genişleten, daraltan, gönderen yalnız Odur. Ben, Allahü teâlâdan bereket isterim) buyurdu. (Tirmizi, İbni Hibban)

Fiyatlar, fahiş olarak [mal oluş fiyatının iki misline] artıp, millete zarar ve zulüm haline gelince, hükümetin, tüccarlara danışarak, uygun bir narh, kâr haddi koyması caiz olur. (Redd-ül-muhtar)

Bâtıl olan satışlar

Sual: Alış veriş yapıyoruz. Ama dinimizin bu husustaki hükümlerini bilmiyoruz. Bu ilim bilinmezse ne olur?
CEVAP
Alış veriş ilmi bilinmezse günaha girilir. Bazı fasid satışlar, gayri müslim ülkelerde caizdir; fakat bâtıl olan satışlar, gayri müslim ülkelerde de caiz değildir, haramdır. 

Bâtıl satışlardan bazıları şunlardır:
1- Mal sayılmayan şeylerin satılması bâtıldır. Mesela kan, kendi ölmüş hayvanın leşi mal değildir. 

2- Mülkü olmayan şeyi satmak bâtıldır. Mesela denizdeki balığı yakalamadan önce satmak bâtıldır. Satış yaptıktan sonra balıkları tutup müşteriye verse yine sahih olmaz. Balıkları tuttuktan sonra satılır.

3- Henüz yavru doğmadan ve ineğin memesindeki sütü sağmadan önce satmak bâtıldır. Memedeki sütü satabilmek için, ineğin sahibine, sütün değerine yakın bir para ödünç verilir. İneğin sahibi de hayvanından çıkan sütü her gün ödünç verir. Sonra takas yolu ile ödeşirler. 

4- Ağaçta belirmemiş olan meyveyi satmak bâtıldır. 

5- Yedi yaşından küçük çocuğun alış verişi bâtıldır. [Ancak çocuğun eve getirdiği şeyleri ana veya babası görüp razı olursa alış verişi sahih olur.]

6- Canlı hayvanın etini tartı ile satmak bâtıldır. [Fakat, satıcı tartıp hesap eder, şu kadar lira der. Alıcı da, bu koyuna o kadar lira veriyorum derse mahzuru olmaz.]

7- Ayakkabıyı, henüz yapmadan satmak bâtıldır. Ismarlama sûreti ile yapmak caizdir

8- Leş derisini dabağlamadan satmak bâtıldır. Leşin kemikleri, boynuzu, tüyü, kılı satılır. Domuzdan başka eti yenmeyen hayvanları ve haşaratı ve balıktan başka deniz hayvanlarını, ancak kullanmaları faydalı olduğu zaman satmak caiz olur. Domuzdan başka eti yenmeyen hayvanlar Besmele ile kesilince veya avlayınca derisi temiz olur.

9- Bir binanın üst katı yıkıldıktan sonra, yalnız bu üst katını satmak bâtıldır. Çünkü, mal kalmamıştır. Mevcut olan mal satılır. Hak, yalnız olarak satılmaz. Bunun için, alınacak maaşı almadan önce satmak, bunların çeklerini bankaya kırdırmak bâtıldır.

10- Bir kimse, cinsini söyleyerek bir şey satsa, bu şey başka cinsten çıksa, satış bâtıl olur. Mesela bulgur diye alıp, pirinç çıksa, bâtıl olur.

11- Kaybolan eşyayı satmak bâtıldır.

12- Falan şey olursa veya olmazsa, bu malı sana sattım diye satış yapmak bâtıl olur. [Mesela Polatlı il olursa, bu malı sana bin dolara sattım veya deprem olmazsa, bu evi sana 20 milyara sattım demek gibi]

13- Satıcıya ve müşteriye faydası olmayan şartla alış veriş sahih olup, şart edilen şey yapılmaz. Mesela, binmemek şartı ile bir hayvanı satmak, müşterinin kendi giymemesi şartı ile elbise satmak, başkasına satmamak veya hediye etmemek şartı ile satın almak sahih olup, bu şartların hepsi boştur, yapılmaz. Mesela kesmek şartı ile koç satın almak sahihtir; fakat şart geçersizdir. Bir malı, bu şehirde satmamak şartı ile satın almak sahih olup, şart bâtıldır. Bir evi yıkmak şartı ile satın almak sahih; fakat şart bâtıldır, yani yıkmak gerekmez. 

14- Bir satışta, malın ve paranın ikisi de deyn olursa, alış veriş sahih olmaz, bâtıl olur. Deyni, deyn karşılığı satmak bâtıldır. Bunun için, her çeşit alacak, teslim alınmadan önce, hiç kimseye veresiye satılamaz. [Kendinde bulunan mala Ayn, kendinde bulunmayana Deyn denir]

15- Ücret ile ibadet yaptırmak veya ibadetin sevabını başkasına satmak bâtıldır.

Sual: Ağaçtaki meyve satılabilir mi?
CEVAP
Ağaçta belirmemiş olan meyveyi satmak bâtıldır. Fakat ağacın meyvesi yenecek halde olmasa bile, müşteri hemen toplayacaksa, satmak caiz olur. Toplamayıp, ağaçta kalmasını istemek caiz olmaz.

Gıdalarda ihtiyatlı olmak

Sual: Her gün bir iddia ortaya atılıyor. Bazı firmaların gelirleri Yahudilere gidiyor, bunların ürünlerini kullanmak haram olur dendiği gibi, kolalarda fare ölüsü kullanılıyor da denmişti. Daha sonra, böcekten elde edilen maddenin kullanıldığı söylendi. Şimdi de, ekmeklerde domuz yağından elde edilen bir madde olduğu söyleniyor. Bunları yiyip içmek gerçekten haram mıdır?
CEVAP
Dinimizde, gayrimüslimlerle alış veriş yapmak yasak değildir. Peygamber efendimiz de yapmıştır. 

Kâfirler, Müslümanlardan elde ettiği kârla, Müslümanların zararına olan işler yapabilir, İslamiyete aykırı karikatürler yapabilirler, hatta Müslümanları öldürebilirler. Buna bakarak, onların ürünlerini kullanmaya haram denmez. 

Bugün neredeyse yediğimiz veya kullandığımız her ürünün, gayrimüslim şirketleriyle ilgisi vardır. Hammaddesi veya bir parçası onlardandır yahut orada üretilmiştir. Bunlara itibar edilirse, neredeyse her şeye haram denmiş olur. Böyle şayialara itibar etmemelidir.

İslam âlimleri, Müslümanları sıkıntıya sokmayı da, fitneye dâhil etmişlerdir. Yani Müslümanları şüpheye, sıkıntıya sokmak, huzursuz etmek de, fitne olur. 

Dinimiz, gıdaların temiz mi, necis mi olduğunu araştırmak gerekmediğini bildirmektedir. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Kâfirlerin yiyecek ve içeceklerinden sakınmak
ihtiyat değildir; bu halden kurtulmak ihtiyattır. (3/22)

Temizlikte titiz davranmak bile yasaklanmıştır. % 99 bile olsa, % 100 kesin bilmeden, yiyeceklerimizde necaset var demek, çok yanlıştır. Bir hadis-i şerif meali şöyledir: 

(Bir zaman gelecek, insanlar temizlikte fazla titiz hareket edecek, [vesveseye düşerek] dinde haddi aşacaklardır.) [Ebu Davud]

Borç vermekle ilgili çeşitli sorular

Sual: Borcu ödemeyip geciktirmek günah mıdır?
CEVAP
Borcunu vaktinde ödemeyen kimsenin, gelip mühlet istemesi gerekir. Ödeme imkanı olduğu halde, borcunu geciktirmek günahtır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: 
(Herhangi bir kimse, imkanı olduğu halde, borcunu vermeyip geciktirirse, [borcunu verinceye kadar] her gün amel defterine zulmetme günahı yazılır.) [Taberani] 

(Ödememek niyetiyle borçlanan, Kıyamete hırsız olarak gelir.)[İbni Mace]

(Aldığı borcu ödemek istemeyene Allahü teâlâ, kıyamette, <<_script><_script>/b>“Bu kimsenin hakkını sende bırakacağımı mı zannettin?” buyurarak, o kimsenin iyi amellerini alıp diğerine verir. Eğer borcunu vermeyenin iyi ameli yoksa, borç verenin kötü amellerini, günahlarını borçluya yükler.) [Taberani] 

(Zenginin [ödeme imkanı olanın] borcunu ödemeyip, oyalaması zulümdür.) [Buhari] 
[Borcu vaktinde ödememeye zulüm, ödemeyene de zalim denmiştir.] 

(Allahü teâlâ zalim zengini sevmez, ona buğzeder.) [Bezzar] 

Borcu olan, borcunu ödemeden sadaka vermemelidir. Çünkü hadis-i şerifte, (Borcu var iken verilen sadaka kabul olmaz) buyuruldu. (Buhari) 

Verilmeyen zekat da borçtur. Borcu ödemek, zekat vermek farzdır. Zekat borcu olanın verdiği sadaka kabul olmaz. Önce bu borçları ödemek gerekir. Bunun gibi farz borcu olanın nafile namazları da kabul olmaz. Sünnetler de nafile demektir. (N.Fıkhıyye)

Borçlanmamaya çok dikkat etmelidir! Hazret-i Lokman Hakim, (Borç yükü altında ezilmektense, taş taşımayı tercih ederim) buyuruyor. Çünkü borçlanmak, insanı küfre kadar sürükler. Peygamber efendimiz,(Ya Rabbi, küfre düşmekten ve borca girmekten sana sığınırım)buyurarak, borçlanmanın çok kötü olduğunu bildirmiştir. (Nesai)
Sual: Bir arkadaşa borcum var. Fakat ödeyecek param yok. Bazı eşyalarımı satıp ödemem gerekir mi? 
CEVAP
Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye’de diyor ki: 
Hadis-i şerifte, (En iyiniz, borcunu bir an önce ödeyeninizdir)buyuruldu. Bir kimse, malı olduğu halde, borcunu ödemeyi bir saat geciktirirse, zalim ve asi olur. Namaz kılarken de, oruç tutarken de, uykuda da, yani her an, lanet altında bulunur. Borç ödememek öyle bir günahtır ki, uykuda bile durmadan yazılır. Malı olmak, parası olmak demek değildir. Satılık bir şeyi olup da, satmazsa, günah işlemiş olur. Buhari’deki hadis-i şerifte, (Borcu var iken verilen sadaka kabul olmaz) buyuruldu. Âlimler de, (Borcu olan kimse, borcunu ödemedikçe yağlı ve sirkeli yemek yememelidir) buyuruyorlar. 

Ödünç veren kimse, "İstediğin zaman öde, benim ihtiyacım yok" dese de, ödeme imkanı varsa ödememek mekruh olur. 
Borcu başka maldan ödemek
Sual: Altın lira olarak alınan borç ödenirken, o andaki piyasa değeri para olarak veya yağ, pirinç veya başka şey verilse uygun olur mu?
CEVAP
Alacaklı kabul ederse uygun olur.
Ödünç verirken
Sual: Altının gramı 35 lira iken, birisine ödünç para verirken, 350 lira verip, (Eline geçtiği zaman 10 gram altın verirsin) demek, faiz olur mu?
CEVAP
İmam-ı Ebu Yusuf’a göre caiz ise de, şöyle yapmak daha uygun olur: Ödünç alacak olan kimse, borç verecek olana 10 gram altını 350 liraya satar. Parayı aldıktan sonra sattığı 10 gram altını borç verenden ödünç alır. Böylece 350 lirayı almış ve 10 gram altın borçlanmış olur.
Altına göre ödünç vermek
Sual: 24 ayar altının bir gramının fiyatı 40 lira iken, bir arkadaş 400 lira ödünç istese, 400 lirayla 24 ayar altından 10 gram alınabilse, arkadaşa 400 lirayı verip, ödediğin zaman 10 gram 24 ayar altın alabilecek para istiyorum dense; bir yıl sonra altının fiyatı iki misline çıksa, borç ödenirken, 10 gram altın veya o kadar altın alabilecek kadar para verilse, faiz olur mu?
CEVAP
Faiz olmaz, caiz olur; çünkü 10 gram altın verildi, 10 gram altın isteniyor. Yahut o değerde para veya mal isteniyor. Altının değeri düşüp çıkabilir. Önemli olan, borç ödenirken, verilen miktardan fazla istememektir. 

 

Alış verişte yemin etmek

Sual: Bir malı beğendirmek gayesiyle yemin etmekte mahzur var mıdır?

CEVAP
Doğru da olsa, alış veriş yaparken yemin etmemelidir! Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Malını, yemin ederek beğendirene kıyamette merhamet edilmeyecektir.) [Müslim]

(Alış-verişte 
"Vallahi böyle, billahi öyle değildir" diye yemin edenlere ve sanatkârdan, "Yarın gel, öbür gün gel" diye sözünde durmayanlara yazıklar olsun!) [Deylemi]

(Yalan yemin ile mal çok satılsa da böyle kazancın bereketi olmaz.)
 [Buhari]

(Alıcı ile satıcı birbirine doğru söyleyip, nasihat edince, kazançları bereketli olur, malın kusurunu gizleyip, yalan söyledikleri zaman bu bereket kalkar.)
 [Buhari]

(Alış verişte çok yemin etmek, malın bereketini giderir.)
 [Müslim]

(Bir zaman gelecek ki, insanlar, yalnız malın, paranın gelmesini düşünüp, helalini, haramını düşünmeyeceklerdir.)
 [R. Nasıhin]

Malını müşteriye gösterirken tüccarın Allah demesi, Kelime-i tevhid okuması günahtır. Bunları para kazanmaya alet etmek olur. 
(El-İhtiyar)

(El-İhtiyar) kitabındaki bu ifadeden, müşteri çekmek gayesiyle dükkanına dini levhalar asmak da, dini ticarete alet etmek olacağı anlaşılmaktadır. Hele dinden imandan habersiz kimselerin bu hareketi, din istismarı olur.

Akıllı, ahiretin sonsuz kazancını dünyanın geçici kârı ile değiştirmez. Bütün iyiliklerin, dinin emirlerine uymakta ve yerine getirmekte olduğunu bilir. 

Alışveriş hakkında çeşitli bilgiler

Terzide artan kumaş
Sual: 
Bir terzide, müşteriden büyük küçük kumaş artıkları kalıyor. Bunları terzinin kullanması caiz olur mu?
CEVAP
Evet, caizdir. Böyle şeyler âdete bağlıdır. Kumaş olarak işe yaramıyorsa kullanabilir. İşe yarıyorsa müşteriye verilir.

Reklâm kâğıtlarını basmak
Sual:
 Matbaamızda, içki ve kumar aletleri gibi, haram olan şeylerin reklâm kâğıtlarını basmak haram mıdır?
CEVAP
Haram değilse de, haramın reklâmını yapmamaya, dolaylı da olsa, haram işlere sebep olmamaya çalışmalıdır..

Sual: Karate ve tekvando gibi sporlardan para kazanmak caiz midir?
CEVAP
Namaza mani olmazsa, avret yeri de açık olmazsa, caizdir.

Sual: Buğdayın kilosu 1 lira olsa, 3–5 ay sonra belki 2 lira olur. Şimdi bize para gerekiyor. Durumumuzu bilen bazı kişiler, 1 liradan üç ay sonra vereceğiniz buğdayı satın alırız diyorlar. Satmamız caiz olur mu?
CEVAP
Buğdayın vasfını, miktarını, vaktini ve yerini söyleyerek, selem vermek ve alıcı da kabul etmekle, selem usulü satış caiz olur. Mesela (1000 kilo makarnalık buğdayı 1 Ekim'de, Meram'daki evimde bana teslim etmek üzere, 1000 liraya sana selem verdim) denir. Satıcı da (kabul ettim) demekle, selem vaki olur. Yani peşin parayla, veresiye buğday satılmış olur. 
(S. Ebediyye)

Sual: Biri peşin, birkaç taksitle mal satıyoruz. Müşteri kullanmadan malı getiriyor. Biz de, (Peşin verdiğini almazsan, malı geri alırız) diyoruz. Bu para bize helal midir?
CEVAP
Hayır, helal olmaz. Malı az da olsa kullanmış olarak getirseydi, helal olurdu. Müşteri anlaşmayı tek taraflı olarak bozamaz. Yani satılan malı geri almayabilirsiniz; fakat geri almak ihsan olur, iyi olur.

Televizyon satmak
Sual: Televizyon satmak caiz midir?
CEVAP
Günah olan işlerde kullanılması kesin olmadığı için, mubah şeyler seyretme ihtimali de olacağı için caizdir.

Düşük fiyat
Sual:
 Bir malı, herhangi bir sebeple, alış fiyatından daha düşük bir fiyatla zararına satmakta mahzur var mıdır?
CEVAP
Bir ihtiyaç varsa, çok ucuza da satmakta mahzur olmaz. Mesela, müşteri çekmek için, fakire yardım için veya bu mal zamanla bozulacaksa ucuza satılabilir.

Altın satışı
Sual:
 5 kilo altını, 4 kilo altın ve 50 liraya veresiye satmak caiz midir?
CEVAP
Caiz değildir.

İnşaat şirketi
Sual: İnşaat şirketi olarak, plaj sitesi, içki fabrikası, turistik otel gibi yerler yapmak uygun mudur?
CEVAP
Günaha sebep olmayacak, fabrika, iş yeri, okul, ev gibi yerlerin inşaatı tercih edilmelidir.

Minimum alış veriş
Sual: 
Kaç kuruştan aşağı alış veriş caiz olmuyor?
CEVAP
Bir felsin değerinden aşağı alış verişler caiz olmaz.

Bir felsin itibarî kıymeti, şimdi bir altın liranın kıymetinin, on beşte biri kadar, kuruş olmaktadır. (S. Ebediyye)

Bu ölçü bilinirse her zaman kendimiz hesaplarız. Mesela, Cumhuriyet, Hamit gibi bir altın liranın, en ucuzunun kıymeti 300 lira olsa, bunun on beşte biri kadar kuruş, 20 kuruş olur. Buna göre 20 kuruştan aşağı olan bir malın satılması caiz olmaz. Hamit liranın değeri 285 lira olsa, on beşte biri kadar kuruş, 19 kuruş eder. O zaman, 19 kuruştan daha ucuza alıp satmak caiz olmaz.

Mesela, bir çiklet 10 kuruşsa, iki tane çiklet verilip 20 kuruş alınırsa mesele kalmaz. Yahut 10 kuruşluk başka mal da verilir veya alınırsa, mahzuru olmaz.

Faydalı sanatlar
Sual: 
Hangi sanat daha kıymetlidir?
CEVAP
Dinimizde her sanat kıymetliyse de, insanlara faydası çok olan sanatlar daha çok övülmüştür. Manifaturacılık ve ayakkabıcılık gibi…

Avcılık da mubah bir sanatsa da, keyif için yapılması yasaklanmıştır. İhtiyaç veya geçim için yapılabilirse de, başka bir sanatı tercih etmelidir. Çünkü can yakmak makbul değildir.

Malın vasfının değişmesi
Sual: 
Fasit alış verişle satın alınan kıyma, köfte yapılınca, bunun yenmesi caiz olur mu?
CEVAP
Satın alınmasında günah işlenmişse de, malın vasfı değiştiğinden, köfteyi yemek günah olmaz. Bunun gibi, bir kimse, bir tavuk çalıp, etiyle yemek yapsa, çalması haramsa da, malın sıfatı değişince de mülkü olur. Böyle bir yemeği pişirdikten sonra, tazmin etmek [bedelini sahibine vermek] şartıyla, yenmesi, satması veya hediye etmesi, alanın da yemesi, caiz olur.

Borç vermekle ilgili çeşitli sorular


Sual:
 Borcu ödemeyip geciktirmek günah mıdır?
CEVAP
Borcunu vaktinde ödemeyen kimsenin, gelip mühlet istemesi gerekir. Ödeme imkanı olduğu halde, borcunu geciktirmek günahtır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: 
(Herhangi bir kimse, imkanı olduğu halde, borcunu vermeyip geciktirirse, [borcunu verinceye kadar] her gün amel defterine zulmetme günahı yazılır.) [Taberani] 

(Ödememek niyetiyle borçlanan, Kıyamete hırsız olarak gelir.)
[İbni Mace]

(Aldığı borcu ödemek istemeyene Allahü teâlâ, kıyamette, 
“Bu kimsenin hakkını sende bırakacağımı mı zannettin?” buyurarak, o kimsenin iyi amellerini alıp diğerine verir. Eğer borcunu vermeyenin iyi ameli yoksa, borç verenin kötü amellerini, günahlarını borçluya yükler.) [Taberani] 

(Zenginin 
[ödeme imkanı olanın] borcunu ödemeyip, oyalaması zulümdür.) [Buhari] 
[Borcu vaktinde ödememeye zulüm, ödemeyene de zalim denmiştir.] 

(Allahü teâlâ zalim zengini sevmez, ona buğzeder.) 
[Bezzar] 

Borcu olan, borcunu ödemeden sadaka vermemelidir. Çünkü hadis-i şerifte, 
(Borcu var iken verilen sadaka kabul olmaz) buyuruldu. (Buhari) 

Verilmeyen zekat da borçtur. Borcu ödemek, zekat vermek farzdır. Zekat borcu olanın verdiği sadaka kabul olmaz. Önce bu borçları ödemek gerekir. Bunun gibi farz borcu olanın nafile namazları da kabul olmaz. Sünnetler de nafile demektir. 
(N.Fıkhıyye)

Borçlanmamaya çok dikkat etmelidir! Hazret-i Lokman Hakim, (Borç yükü altında ezilmektense, taş taşımayı tercih ederim) buyuruyor. Çünkü borçlanmak, insanı küfre kadar sürükler. Peygamber efendimiz,
(Ya Rabbi, küfre düşmekten ve borca girmekten sana sığınırım)buyurarak, borçlanmanın çok kötü olduğunu bildirmiştir. (Nesai)

Sual:
 Bir arkadaşa borcum var. Fakat ödeyecek param yok. Bazı eşyalarımı satıp ödemem gerekir mi? 
CEVAP
Tam İlmihal Seadet-i Ebediyye’de diyor ki: 
Hadis-i şerifte, 
(En iyiniz, borcunu bir an önce ödeyeninizdir)buyuruldu. Bir kimse, malı olduğu halde, borcunu ödemeyi bir saat geciktirirse, zalim ve asi olur. Namaz kılarken de, oruç tutarken de, uykuda da, yani her an, lanet altında bulunur. Borç ödememek öyle bir günahtır ki, uykuda bile durmadan yazılır. Malı olmak, parası olmak demek değildir. Satılık bir şeyi olup da, satmazsa, günah işlemiş olur. Buhari’deki hadis-i şerifte, (Borcu var iken verilen sadaka kabul olmaz) buyuruldu. Âlimler de, (Borcu olan kimse, borcunu ödemedikçe yağlı ve sirkeli yemek yememelidir) buyuruyorlar. 

Ödünç veren kimse, "İstediğin zaman öde, benim ihtiyacım yok" dese de, ödeme imkanı varsa ödememek mekruh olur. 

Borcu başka maldan ödemek
Sual:
 Altın lira olarak alınan borç ödenirken, o andaki piyasa değeri para olarak veya yağ, pirinç veya başka şey verilse uygun olur mu?
CEVAP
Alacaklı kabul ederse uygun olur.

Ödünç verirken
Sual:
 Altının gramı 35 lira iken, birisine ödünç para verirken, 350 lira verip, (Eline geçtiği zaman 10 gram altın verirsin) demek, faiz olur mu?
CEVAP
İmam-ı Ebu Yusuf’a göre caiz ise de, şöyle yapmak daha uygun olur: Ödünç alacak olan kimse, borç verecek olana 10 gram altını 350 liraya satar. Parayı aldıktan sonra sattığı 10 gram altını borç verenden ödünç alır. Böylece 350 lirayı almış ve 10 gram altın borçlanmış olur.

Altına göre ödünç vermek
Sual:
 24 ayar altının bir gramının fiyatı 40 lira iken, bir arkadaş 400 lira ödünç istese, 400 lirayla 24 ayar altından 10 gram alınabilse, arkadaşa 400 lirayı verip, ödediğin zaman 10 gram 24 ayar altın alabilecek para istiyorum dense; bir yıl sonra altının fiyatı iki misline çıksa, borç ödenirken, 10 gram altın veya o kadar altın alabilecek kadar para verilse, faiz olur mu?
CEVAP
Faiz olmaz, caiz olur; çünkü 10 gram altın verildi, 10 gram altın isteniyor. Yahut o değerde para veya mal isteniyor. Altının değeri düşüp çıkabilir. Önemli olan, borç ödenirken, verilen miktardan fazla istememektir.