BREAKING NEWS
Yaşam

728x90

header-ad

468x60

header-ad
iyilik etmek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
iyilik etmek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çok kişinin duasına kavuşmak

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:


Peygamber efendimiz, (İnsanların hayırlısı, insanların kendisinden faydalandığı kimsedir) buyuruyor. İnsana yapılacak en büyük iyilik, onun af ve mağfireti için dua etmektir. Bir müminin diğer din kardeşi hakkında, gıyabında yani arkasından yaptığı duayı Allahü teâlâ kabul ediyor. Yüzüne karşı yapılan duaya riya karışabilir, ama gıyabında olunca, sırf Allah rızası için dua edilmiş olur. Böyle olunca da, bu duaları Allahü teâlâ kabul eder. Ayrıca Allahü teâlâ, onun için istediğimiz şeyi, ona vermeden önce bize verir. Peygamber efendimiz buyuruyor ki: (Müminin din kardeşi için, arkasından yaptığı hayır dua kabul olur. Bir melek, "Bu iyiliği Allah sana da versin" der. Allahü teâlâ ise, "Önce senden başlarım" buyurur.) Meleğin duası reddedilmez.

İyi veya kötü çığır açmak

Sual: Ölünce herkesin amel defterinin kapanacağı söyleniyor. Ülkede çok iyilik veya çok kötülük etmiş kimseler vardır. Bunların da amel defterleri kapanır mı?
CEVAP
Ölünce amel defterleri kapanır. Fakat iyi veya kötü işte önderlik edenlerin amel defterleri kapanmaz.
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Dinimizde iyi bir çığır açana, bunun sevabı ile bununla amel edenlerin sevabı verilir, o çığırda [o yolda] gidenlerin sevabından da hiçbir şey eksilmez. Dinimizde kötü bir çığır açana da, bunun günahı ile, bununla amel edenlerin günahı verilir, o kötü yolda gidenlerin günahından da hiçbir şey eksilmez.) [Müslim]

(Hayra delalet eden 
[yol gösteren, önderlik eden], onu yapan gibidir.) [Ebu Ya’la]

(Bir mümin vefat edince her ameli kesilir. Yalnız üç amelinin sevabı, amel defterine yazılmaya devam eder. Bunlar, sadaka-i cariyelerinin, faydalı kitaplarının ve salih çocuklarının kendisi için ettikleri dua ve istiğfarların sevaplarıdır.) 
[Ebuşşeyh]
[Sadaka-i cariye, cami, çeşme yol gibi, insanlara faydası dokunan, faydalı işlerdir.]

Hiç kimse, işlediği kötülüğün günahını başkasına veremez. Fakat mümin ibadetlerinin sevabını başkasına hediye edebilir. Kendi sevabından da hiç eksilme olmaz. 
(Hidaye)

Günaha ortaklık
Bir kimse, yardım ettiği yerlere, okuduğu gazeteye dikkat etmelidir. Para vererek aldığı gazete, iyi ise, o gazetenin iyiliğine ortak olur. Kötü ise, vebali vardır, kötülüğe ortak olmuş olur. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Her iyilik bir hazinedir. Her hazinenin anahtarı vardır. İyiliği açan, kötülüğü kilitleyen bir anahtara sahip olana müjdeler olsun! Kötülüğü açan, iyiliği kilitleyen bir anahtarı olana da yazıklar olsun!) [İbni Mace]

(İyi işe vesile olan, hayatında ve öldükten sonra da o işi yapanlar kadar sevap kazanır. Kötü işe ön ayak olana da, bu iş terk edilinceye kadar, bunun günahı yazılır.)
 [Taberani]

(Zulmen öldürülen her kişinin günahından Âdem’in ilk oğlunun
[Kabilin] de bir payı vardır. Adam öldürmeye ilk defa o sebep olmuştur.) [Taberani]

Şu halde, günah olan işlere yardımcı olmak, o günaha ortak olmak demektir. İnsanlığın dünya ve ahiret saadeti için çalışanlara yardımcı olmak da, onların sevaplarına ortak olmak demektir.

Hayırlı iş
Bir kimsenin iyi veya kötü olduğu yaptığı işlerden anlaşılır. Bir kimse, kötülüklerden kaçıyor, iyi işler yapıyorsa, o kişinin Cennete gitme ihtimali çoktur. Onun için iyi kimselerle beraber olmaya çalışmalıdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Allahü teâlâ, bir kula hayır murat ettiği zaman, dinini kayıran kimseler yanında çalışmayı nasip eder. Şerri murat edilen kul da, dinini kayırmayan kötülerin yanında çalışır.) [Deylemi]

İyi veya kötü çığır açmak
Sual:
 Bir evladın sevapları ana-babasına da yazılıyormuş. Günahları da yazılır mı? Kabil’in işlediği günahlardan babası Âdem aleyhisselama da yazılır mı?
CEVAP
Hadis-i şerifte (Bir Müslümanın evladı, ibadet edince, kazandığı sevap kadar, babasına da verilir. Bir kimse, çocuğuna günah öğretirse, bu çocuk ne kadar günah işlerse, babasına da o kadar günah yazılır) buyuruldu. Günah öğretmeyen Hazret-i Âdem'e, kardeşini öldüren Kabil’in günahı yazılmaz. Günahkârların günahları, başkasına da yazılmaz. Hadis-i şerifte, (Hiç kimse diğerinin günahını çekmez) buyuruldu. (Hakim)

Kur'an-ı kerimde aynı manada çok âyet vardır:
(Hiçbir günahkâr, diğerinin günahını çekmez.) [Enam 164]

İnsanları sapıtanlar, sapıklıkta önder olanlar, kendi günahlarını yüklendikleri gibi o kimselerin günahlarını da yüklenirler. (
Nahl 25-Beydavi)

Bir kimse, bir iyiliği yapmaya gücü yetmiyorsa, o iyiliğin yapılmasına sebep olursa, o iyiliği yapmış gibi sevap kazanır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Hayra delalet eden [yol gösteren, sebep olan] o hayrı yapan gibi sevaba kavuşur.) [Beyheki]

Müminlerin ihlasla yaptıkları iyi işlerin sevapları kıyamete kadar onların amel defterlerine yazılır.

Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Mümin öldükten sonra, 7 amelinin sevabı kabrinde de kendisine yazılır. Bunlar: 1- İlim öğretmek, 2- Çeşme yapmak, 3- Su kuyusu kazmak, 4- Hurma ağacı dikmek, 5- Cami yaptırmak, 6- Mushaf bırakmak, 7- Ölümden sonra kendine istiğfar edecek salih evlat bırakmak.) [Ebu Davud]

Sual: Küçük çocukların ibadetlerinin sevapları ana-babasına da verilir mi?
CEVAP
Çocuğun yaptığı iyiliklerin sevabı kendisinedir. Ana-babasına, öğretme ve yaptırma sevabı verilir. (Bezzâziyye)

Şahısların sünneti
Sual:
 "Yalnız Peygamberin sünneti olur. Âlimlerin sünneti olmaz" deniyor. Mesela, Hazret-i Ömer’in sünneti denir mi?
CEVAP
Sünnet, yol, çığır demektir. (Sünnetullah), Allah’ın sünneti, Allah’ın yolu demektir. (Sünnet-i Resulullah), Resulullahın sünneti, Resulullahın yolu demektir. Resulullahın yolu, Allahü teâlânın yolundan ayrı olmadığı halde, Resulullahın sünneti dendiği gibi, Peygamber efendimizin yolundan ayrı olmayan her sahabinin de sünneti olur. (Hazret-i Ömer’in sünneti), (Hazret-i Ali’nin sünneti) demek caiz ve gerekir. Nitekim hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Sünnetime ve Hulefa-i Raşidinin sünnetine sımsıkı sarılın!) [Ebu Davud]

Hazret-i Ömer, hulefa-i Raşidindendir. Bu hadis-i şerife uyarak (Hazret-i Ömer’in sünneti) denir. Hazret-i Ömer’in sünneti dendiği gibi, İmam-ı a'zam hazretlerinin sünneti veya (falanca âlimin sünneti) demekte de mahzur yoktur. Hatta bid'at ehlinin sünneti de (yolu, çığırı da) olur.

Hidayete sebep olan Cennetliktir
Hidayette olmak ve insanları hidayete davetin önemi büyüktür. Emr-i maruf ve nehy-i münker farzdır. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(İman edip iyi işler yapan, hakkı ve sabrı tavsiye edenler hariç, insanlar zarardadır.) [Asr 2,3]

(Sizin içinizde, insanları hayra, 
[edille-i şeriyyeye = dört delile uymaya] davet eden ve iyiliği emredip kötülükten [Dört delile muhalefetten] men eden bir cemaat bulunsun. İşte Onlar, kurtuluşa erenlerdir.) [Al-i İmran 104]

Hadis-i şeriflerde de buyuruluyor ki:
(Tahsilsiz ilme, rehbersiz hidayete kavuşmak isteyen, boş şeylerden yüz çevirsin!) [İ. Gazali]

(İbadetlerini ihlas ile yapanlara müjdeler olsun! Bunlar hidayet yıldızlarıdır.) [Ebu Nuaym]

(İmamlar 
[önderler] hadi ve mehdi olduğu sürece, insanlar dal ve mudil olsa da asla helak olmaz.) [Hatib] (Hadi = doğru yolu bulmuş, hidayete ermiş, Hidayet yolunu gösteren, mürşid, Mehdi = hidayete vesile olan, hidayete getiren. Dâl = sapık, mudil = saptıran)

(Esselamü ala menittebeal hüda = Hidayete uyana, hak yolda olana selam olsun.) 
[Nesai]

(Ya Rabbi, bizi hidayetten sonra, başkalarının hidayetine vesile olanlardan eyle.) [Buhari]

İnsan yaratılışta; hidayet ve dalalet olmak üzere iki taraflıdır. Ona hidayeti tanıtmak için bir rehbere veya bir üstadın kitabına ihtiyaç vardır. Hidayet çok kıymetli olduğu gibi, hidayete sebep olmak da çok kıymetlidir. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Senin vasıtanla Allahü teâlânın bir kişiye hidayet vermesi, senin için üzerine güneşin doğup battığı her şeyden daha hayırlıdır.) [Taberani]

(Bir kâfirin hidayetine sebep olmak, kızıl develere malik olmaktan iyidir.)
 [Buhari, İ. Ahmed]

(Bir insanın hidayetine sebep olan [Onu ehl-i sünnet yapan]muhakkak Cennete girer.) [Buhari]

(Bir Müslüman, arkadaşına, hidayetini arttıracak veya onu tehlikeden kurtaracak hikmetli bir sözden daha iyi bir hediye veremez.)
 [Ebu Ya’la]

(Kim, hidayete 
[Ehl-i sünnete] davet ederse, o yola girenlerin bütün sevapları ona da yazılır, diğerlerinin ecrinden bir şey eksilmez. Kim de, sapıklığa davet ederse, o yola girenlerin günahları, ona da verilir, o kötü yolda gidenlerin günahından da hiçbir şey eksilmez.) [Tirmizi]

(Haktan bâtılı veya hidayetten dalaleti red gayesi ile, ilim öğrenmek için yola çıkan kimse, kırk yıl ibadet eden bir abid gibi ecir alır.)
 [Deylemi]

Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarını başkalarına vermek de, hidayete sebep olmak gibi sevaptır. Hatta kitabı alan, o kitapla amel etmemiş olsa, dalalette kalsa bile, kitabı veren niyetine göre onu hidayete kavuşturmuş gibi sevap alır. Çünkü hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Hayrın yolunu gösteren onu işleyen gibidir.) [Ebu Davud, Tirmizi]

(Emr-i maruf ve nehy-i münker ederken ölen şehiddir.) [İ. Asakir]

(Bütün ibadetlere verilen sevap, Allah yolunda cihada verilen sevaba göre, deniz yanında bir damla su gibidir. Cihad sevabı da, emr-i maruf ve nehy-i anilmünker 
[dinin emir ve yasaklarını öğretme] sevabı yanında, denize nispetle bir damla su gibidir.)[Deylemi]

Yol gösteren yapan gibidir 
Sual: Kur’an-ı kerimde iyi işe aracılık edene bir pay verileceği bildiriliyor. Bu bir pay ne kadardır?
CEVAP
Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(İyi ve kötü işe aracılık eden ondan bir pay alır. Allah her şeyin karşılığını verir.) [Nisa 85]

(Allah, zerre kadar iyiliğin sevabını da kat kat artırır ve ayrıca büyük mükafat verir.) [Nisa 40]

(Bir iyilik yapana on misli verilir; bir kötülük ise misli ile cezalandırılır; hiç kimseye haksızlık yapılmaz.) 
[Enam 160]

Peygamber efendimizin bu konudaki hadis-i şeriflerinden bazıları şöyledir:
(Hayra delalet edene [yol gösterene], o hayrı işleyen kadar sevap verilir.) [Buhari]

(Hayra delalet eden onu yapan gibidir.) [Ebu Ya’la]

(Kötülüğe delalet eden onu yapan gibidir.) [Deylemi]

(Doğuda biri öldürülür de, batıda olan buna razı olursa, öldürme günahına ortak olur.)
 [İ. Gazali]

(Dua edenle âmin diyen, Kur’an okuyanla dinleyen, hoca ile talebe sevapta ortaktır.) [Deylemi]

Bu hadis-i şeriflerden, iyi veya kötü bir işe aracılık edene, o işi yapan kadar sevap veya günah verileceği anlaşılmaktadır. Ancak aynı iyiliği yapan aynı sevaba kavuşamaz. İnsanların durumlarına göre de değişir. İhlasına ve imanının kuvvetine göre değişir. Gençlikte veya ihtiyarlıkta, rahat veya sıkıntılı durumlarda daha az veya daha çok sevap alır. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Bir kimse, Uhud dağı kadar altın sadaka verse, eshabımdan birinin bir avuç kadar arpa sadakasının sevabına kavuşamaz.)[Buhari]

(Fitne zamanında yapılan ibadet, benim yanıma hicret etmek gibi çok sevaptır.)
 [Müslim]

(Fitne fesat yayıldığı zaman, sünnetime yapışana yüz şehid sevabı verilir!) [Hakim] (Çünkü fitne fesat zamanında İslamiyet’e uymak, kâfirlerle savaşmak gibi güç olacaktır.)

(Rabbiniz, rahimdir. Bir iyilik yapmak isteyip de yapamayana, bir sevap verir. Yapana, on mislinden 700 misli veya daha fazla sevap verir. Kötülük yapmak isteyip de yapmayana bir sevap, yaparsa bir günah yazar, dilerse onu affeder.)
 [Taberani]

Demek ki iyilik yapana veya iyiliğe aracı olana ondan yedi yüze kadar, hatta duruma göre daha çok sevap veriliyor. 
İmam-ı Rabbanihazretleri buyuruyor ki:.
Gençlikte, şehvetin, asabiyetin kapladığı anlarda, İslamiyet’in bir emrini yerine getirmek, ihtiyarlıkta yapılan aynı ibadetten çok üstün ve kıymetli olur. [Hele başka maniler de araya katılırsa, bunları dinlemeyip yapılan ibadetin sevabı o kadar çoktur ki, ancak Allahü teâlâ bilir.] Çünkü, engeller karşısında, ibadeti yapmak güçlüğü, sıkıntısı, o ibadetlerin, şanını, şerefini göklere çıkarır. Engel olmayarak, kolay yapılan ibadetler, aşağıda kalır. Bunun içindir ki, insanların yüksekleri, meleklerin yükseklerinden daha üstün olmuştur. Çünkü insan, engeller arasında ibadet ediyor. Melekler ise, engel olmadan emre itaat ediyor. Savaşta, askerin kıymeti artar ve savaşırken ufak bir hizmetleri, barış zamanındaki büyük gayretlerinden daha kıymetli olur. 
(3/35)

İlim öğrenmek ve öğretmek
Sual: 
Ehl-i sünnete uygun bir din kitabını başkasına hediye edince bize de sevap olur mu?
CEVAP
Evet çok sevap olur. Çünkü hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Bir kimse amel etmese de, ilimden bir mesele öğrenirse, bin rekat [nafile] namazdan efdal olur. Eğer öğrendiği ilim ile amel eder veya bunu başkasına öğretirse hem bunun sevabını alır, hem de kıyamete kadar onunla amel edenlerin sevabını alır.)[Hatib]

(Din kardeşine, öğretilecek ilimden daha faziletli olan sadaka yoktur.) 
[İbni Neccar]

(En üstün sadaka, ilim öğrenmek, sonra da onu başkasına öğretmektir.) [İbni Mace]

Muteber bir kitap vermek de o ilmi başkasına öğretmek olur. İyiliğe vesile olan o iyiliği yapmış gibi sevap kazanır. Bunun aksi de, yani bozuk bir kitabı başkasına verip onun itikadını da bozmak çok veballidir. Bu sefer günaha ortak olur.

İki kat azap
Sual: 
Araf suresinde, (İki kat azap veriliyor) deniyor. Niye normal ceza değil de iki kat?
CEVAP
Tefsirlerde iki kat azaptan maksat şöyle bildiriliyor:
Hem kendi küfürlerinden dolayı, hem de başkalarını saptırdıklarından dolayı iki kat azap veriliyor. Onlara uyanlar da hem kâfir olduklarından, hem de sapık bir lideri körü körüne taklit ettiklerinden dolayı iki kat azaba maruz kalacaklardır. 
(Beydavi)

Herkesin duasını alalım

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:

Sadaka belayı önler ve ömrü uzatır. Onun için sadaka vermeye çalışmalıdır. Dua da, kaza ve kaderi değiştirir. Bir duayla ömür uzayabilir. Bilhassa anne babadan ve salih akrabalardan alınacak bedduayla da, ömür kısalabilir. Onun için sıla-ı rahim önemlidir; yani eş dost, akraba, anne baba hatta işvereni ziyaret etmek, bunların duasını almak lazım. Bütün bunlar hayra alamettir, iyi şeylerdir; dua etmek ve dua almak güzeldir. Onun için Peygamber efendimiz, (Size [Başta ana baba, hoca, işveren olmak üzere] bir iyilik edene teşekkür etmezseniz, Allah’a şükretmiş olamazsınız.) buyuruyor. Allah sizden razı olmaz. Çünkü o iyiliği Allah yaptı; fakat onlara yaptırdı. O halde siz, önce onlara şükredin, onların rızasını duasını alın, sonra Cenâb-Hak’tan ne istiyorsanız isteyin buyuruyor.

Bir kahvenin bile kırk yıl hatırı var. Bize bir iyilik edeni ölünceye kadar unutmamalıyız. Mübarek zatlar, kendilerine bir bardak çay içiren kişiye bile senelerce dua eder, onun için Fatiha okurlardı. Hikmeti sorulunca da, (Bana bir bardak çay vermişti, onun bana iyiliği var) derlerdi. İşte İslamiyet, işte insanlık budur. Bu dinde nankörlük yoktur. Bir bardak çay için senelerce dua edilir mi? Evet edilir. Çünkü Allah bundan razıdır.

Bir ananın, bir babanın hakkı nasıl ödenir ki, bizim için uykusuz kalan, sağlığını, malını mülkünü feda eden kimseye teşekkür etmemek, onların duasını almamak, akıl alacak iş değildir, büyük nasipsizliktir.

Her işin başında büyüklerin duası alınması gerekir. Başta büyüklerimiz olmak üzere herkesin duasını alalım, hiç kimsenin kalbini kırmayalım. İster Müslüman olsun, ister kâfir olsun, ister inansın, ister inanmasın, ister fâsık olsun, ister evliya olsun, yani kim olursa olsun, kalb kırmayalım; çünkü yüce Allah, yarattığı bu kâinatta, bu mahlûklar arasında, kendisine en yakın olarak kalbi yaratmıştır. Komşuyu üzersek, yandaki sıkılır. Şimdi iki ev yan yana düşünelim, birinde feryat var. Yanındakinin bundan rahatsız olmaması mümkün değil. İşte kalb, Allah’ın komşusudur. Bunları, İmam-ı Rabbani hazretleri Mektubat-ı şerifinde bildiriyor. Eğer bir insanın kalbini kırarsak, o komşuyu darıltmış oluruz. O halde, biz kırılalım; ama bir Müslümanın, bir insanın kalbini kırmayalım; çünkü kalb kırmak, yetmiş kere Kâbe’yi yıkmaktan büyük günahtır.

Tarafını belli et!

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:

Süleyman aleyhisselam, hem padişahtı hem peygamberdi. Padişah olduğu zaman devlet reisleri hediyeler götürmeye başladı. Karıncanın biri de, bir çekirgenin kopmuş bacağını ağzına almış, o da saraya gidiyormuş. Nereye gidiyorsun diye sormuşlar. Karınca demiş ki:

— Süleyman aleyhisselam padişah oldu, ona hediye götürüyorum.

— Yahu sen aklını başına topla, devlet adamları gidiyorlar, çok büyük hediyeler götürüyorlar, senin çekirgenin bacağına mı kaldı bu iş?

— Öyle demeyin, Süleyman aleyhisselama, kim hediye getirdi diye listeye yazacaklar. Ben adımı yazdıracağım. Bacağı yazdırmayacağım! Orada, kimler geldi, kimler gelmedi diye listeye bakacaklar.

Herkes tarafını belli edecektir. Başka çare yoktur; çünkü ahirette iki yer var: Bir Cennet var, bir de Cehennem var, üçüncü bir yer yok. Diyecekler ki, sen hangi taraftasın?

İbrahim aleyhisselamı ateşe atılacağı zaman, yine bir karınca, ağzıyla su taşıyor. Mübarek bir zat diyor ki:

— Sen yaklaşamazsın bile bu ateşin yanına, bu suyla bu ateş söner mi?

— Sönmez elbette, sönmeyeceğini ben de biliyorum.

— Peki, niye taşıyorsun?

— Tarafımı belli ediyorum. Ben ateşi söndürmek tarafındayım.

Diğer tarafta ise yılan devamlı üflüyor. Yılana diyor ki:

— Sen ne yapıyorsun böyle?

— İbrahim yanacak, ateşi büyüsün diye üflüyorum. Ateşi körüklüyorum

— Neden yapıyorsun?

— Tarafımı belli ediyorum, ben bu taraftayım. Zulmedenler, sokanlar tarafındayım.

Herkes bir vasıtaya biniyor, herkes bir yola giriyor. Ne mutlu bize ki, Ehl-i sünnet âlimlerinin gösterdiği yola girdik. Bu yol, düşsek de, kalksak da, yürüsek de, sürünsek de bizi Cennete götürür. Bu çıkar yoldur, sonu güzeldir! O kadar çok güzeldir ki, Şah-ı Nakşibend hazretleri, (Biz o yolun sonunu, en başa koyduk) buyuruyor. En başa koyduk demek, sizi uyandırdık demektir. Herkes bu işin sonunda uyanırken, onlar işin başında bizi uyandırdılar. Yani, doğruyu, yanlışı, iyiyi kötüyü öğrettiler. Dünyada en zor iş budur, hangisi doğru, hangisi yanlış bilmektir. Bunu bilmek mümkün değildir; ancak biri söylerse, biri öğretirse insan bilebilir. Bize, elhamdülillah bunu öğrettiler. Aradaki fark, görenle görmeyen arasındaki fark gibidir. Yani ilk başta gözümüzü açtılar. Dediler ki, bakın, sizin gözünüz artık görüyor, iyiyi kötüyü görebiliyorsunuz, onun için yanlış yapmayın!

Akrabayı ziyaret

Sual: Akrabayı ziyarete gitmemek, günah mıdır?
CEVAP
Yakınlarından münasebeti kesmek büyük günahtır. Erkek ve kadın zi rahm-i mahrem akrabayı ziyaret etmek vaciptir. Amca kızı gibi mahrem olmayan akrabayı ziyaret vacip değildir. (Berika) 

[Zi rahm-i mahrem demek, erkek için anne, bacı, hala, teyze gibi, kadın için, baba, kardeş amca, dayı gibi evlenmesi haram olanlar demektir.]

Evlenilmesi haram olan salih akrabayı ziyaret vacip; terki büyük günahtır. Hiç değilse, selamla, mektupla gönüllerini alarak bu günahtan kurtulmalıdır. Mektupla, sözle veya para ile yardımın zamanı, miktarı yoktur. Lüzum ve imkana göre yapılır. 
(Hadika)

Sıla-i rahm, akrabayı ziyaret etmek demektir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Allah’a ve Kıyamet gününe inanan sıla-i rahm etsin!) [Buhari]

(Sıla-i rahmi kesen, Cennete girmez.) [Buhari]

(Allahü teâlâ buyuruyor ki, "Ben Rahmanım, rahmi yarattım, ona kendi ismimden isim verdim. Akrabasını gözeteni gözetirim. İlgisini kesenle de ilgiyi keserim.") 
[Buhari]

(En üstün amel, senden uzaklaşmış olan akrabana sıla-i rahmde bulunmak, sana vermeyene vermek, sana zulmedeni affetmektir.) 
[Hakim] 

(İçinde sıla-i rahmi kesen kimse bulunan bir topluma rahmet melekleri gelmez.) 
[Taberani]

(Allah’tan en çok korkan kimse mahremlerini en çok görüp gözeten ve en çok emr-i maruf ve nehy-i münkerde bulunandır.)
[Taberani]

(Mükafatı en tez verilen iyilik, sıla-i rahmdir. Bir ev halkı, kötü olsa bile, sıla-i rahm sayesinde malı çoğalır, nüfusu da artar.)
[Beyheki]

Herkese iyilik etmek, ödünç veya sadaka vermek çok sevaptır. Akrabaya yapılan iyilik daha sevaptır. Bir kadın, bir yakını için (İnfakta bulunsam, sadaka yerine geçer mi?) diye sual ettirdiğinde Peygamber efendimiz buyurdu ki: 
(İki sevap olur. Biri sadaka, diğeri de sıla-i rahm sevabı.) [Buhari]

Bu husustaki hadis-i şeriflerden birkaçı şöyle:
(Senden yüz çeviren akrabana verdiğin sadaka daha faziletlidir.)[Taberani]

(Yakın akraba veya komşuya verilen sadakanın sevabı 2 misli fazladır.) 
[Taberani]

(Paranızı önce kendi ihtiyaçlarınıza, artarsa çoluk çocuğunuzun ihtiyaçlarına sarfedin! Bundan da artarsa akrabalarınıza yardım edin!) 
[Müslim]

(Amcasının oğlu yardım istediği halde, gücü yettiği halde vermeyen kimse, Kıyamette Allahü teâlânın fazlından mahrum kalır.)
 [Taberani]

Akrabayı ziyaret etmeden onlara çeşitli yardım yapmak, gönüllerini almak, sıla-i rahm yerine geçer. Çünkü sıla-i rahm, yalnız akrabayı ziyaret değildir. Her ne şekilde olursa olsun onları memnun etmektir.
(Hadika)

Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Sıla-i rahm demek, ahbap ve akrabasından gördüğü iyiliğe karşı ona iyilik etmek değil, kendisinden kesilen akrabasını arayıp ziyaret ve iyilik etmektir.) [Tirmizi]

Dine uymayan akraba
Sual:
 Yakın akrabalarım, hatta kardeşlerim ve anam babam, benim namaz kılmama ve tesettüre riayet etmemle alay ediyorlar. Dinimizin emirlerini gericilik olarak görüyorlar. Bunları ziyarete gitmem şart mıdır?
CEVAP
Müslümanlıkla bağlarını kopardıkları için, ziyaretlerine gidilmez, akrabalık hakkı diye mesul olunmaz. Tam İlmihalde diyor ki:

İslamiyet'e uymaya gericilik diyen, ibadet yapmayı ve haramlardan sakınmayı beğenmeyen ana babanın evine gidilmez. Böyle olan akrabanın evine de gitmek caiz değildir. 

Sual:
 Bir kısım akrabalar din iman tanımıyor. Ne yapmalıyız?
CEVAP
Kâfir akraba ile de iyi geçinmek gerekir. Mümkün olduğu kadar onlardan uzak durmaya çalışmalı.

Hanımı akrabalarıyla görüştürmek
Sual: 
Erkek, hanımının, akrabalarıyla görüşmesine mani olabilir mi?
CEVAP
Erkek isterse, hanımının ana, baba ve kardeşlerini bile eve sokmayabilir; fakat görmelerine ve onlarla konuşmasına mani olamaz. Bunlardan salih olanlarının, haftada bir kere, gelip oturmalarına mani olmaması iyi olur. Bunların kalblerini kazanmaya, hayırlı dualarını almaya çalışmalıdır. Kendisinin ve hanımının akrabasından fasık olanlar, hanımının dinini, ahlakını bozmak isteyenler varsa, onları evine almamalı ve evlerine gitmemelidir. Onlarla görüşmemeli ve hanımını da görüştürmemelidir. Fakat onlara da, başkalarına da sert davranmamalı, tartışmamalı, fitne çıkmasına sebep olmamalıdır. Dinlerine ve dünyalarına zarar gelecek şeylerden sakınmalıdır. Herkese karşı güler yüzlü, tatlı dilli olmalıdır. (S. Ebediyye)

Fasık akrabayla görüşmek
Sual: 
Babam, amca, dayı, hala ve teyze gibi fasık akrabalarım, bizi evlerine davet ediyorlar. Dine aykırı işler yapılıyor. Hanım rıza göstermiyor. Ne yapmak uygun olur?
CEVAP
Hanımın mazereti var dersiniz, kendiniz gidip ziyaret edebilirsiniz. Kendiniz de günah işleyecekseniz, kendiniz için de bir bahane bulmalısınız.