BREAKING NEWS
Yaşam

728x90

header-ad

468x60

header-ad
ehli sünnet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ehli sünnet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Âb-ı hayata kavuşmak

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:


Âb-ı hayata kavuşan, ebediyen ölmez, ama âb-ı hayata kavuşmak kolay değildir. Arada yüksek dağlar, çok tehlikeler var, çok zordur, fakat Ehl-i sünnet itikadında olup da bu yolun büyüklerini sevenler, bu zorluklarla karşılaşmadan lütf-i ilâhi ile bu nimete kavuşmuşlardır. Âb-ı hayat, doğru imandır, sonsuz Cennettir. Ancak bu nimetin şükrü lazımdır, yoksa Allah korusun, elden gider. Şükrü, hubb-i fillah ve buğd-i fillahtır yani sevdiğini Allah için sevmek, sevmediğini Allah için sevmemektir. Allahü teâlâ İsa aleyhisselâma, (Eğer yerlerde ve göklerde bulunan bütün mahlûkların ibadetlerini yapsan, dostlarımı sevmedikçe ve düşmanlarıma düşmanlık etmedikçe, hiç faydası olmaz) diye vahyetmiştir.

Kur’an-ı kerim şifadır

Sual: (Kur'an ezberlemek veya okuyup şifa maksadıyla üflemek için indirilmedi) deniyor. Böyle söylemek yanlış değil mi?
CEVAP
Cümleye sadece konmazsa, yani, (Kur'an, sadece ezberlemek veya sadece okuyup şifa maksadıyla üflemek için indirilmedi) denmezse, çok yanlış olur. Allahü teâlâya iftira olur. Kur'an-ı kerim bunları yapmak için de indirildi. Peygamber efendimiz, okunmasını, ezberlenmesini, okunup hastalara üflenmesini teşvik ederken, bunlar için gönderilmedi demek, ya art niyetten veya cahillikten kaynaklanır. Bu zihniyetteki mezhepsizler, (Herkes Kur'anın mealini okusun, anlasın ve kendi anladığına göre amel etsin) diyorlar. Hâlbuki piyasadaki birbirini tutmayan mealleri okumakla, Kur'an-ı kerimin gerçek manası anlaşılmaz. Bunları okuyan, sadece tercüme edenin, bilgi derecesine göre anladıklarını okumuş olur. O kimsenin fikirlerinin esiri olur.

Doğruyu bulmanın çaresi

Sual: Bugün birçok fırka, grup var. Hepsi doğru olan biziz, ötekiler yanlış yolda diyor. Hangisi doğru yoldadır? Bunu nasıl biliriz?
CEVAP
Bu konuda imam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
[Tirmizi’nin bildirdiği] (Ümmetim 73 fırkaya ayrılır, 72’si Cehenneme gider, yalnız bir fırkası kurtulur. Bu fırka, benim ve Eshabımın yolunda gidenlerdir) hadis-i şerif, 72 fırkanın Cehennemde azap göreceğini fakat, Cehennemde sonsuz kalacağını bildirmiyor. Sonsuz kalmak, imansızlar yani kâfirler içindir. 72 fırka, Cehennemde itikadlarının bozukluğu kadar yanar. Yalnız Ehl-i sünnet Cehennemden kurtulur. Bunlardan kötü iş yapanların günahları tevbe veya şefaat ile affolunmadı ise, bunlar da günahları kadar Cehennemde kalırlar. (3/38)

Herkes sevdiğiyle beraberdir

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:

Ehl-i sünnet âlimlerini, büyük zatları sevmek kurtuluş için yeterlidir; fakat gerçekten sevip sevmediği önemlidir. Gerçekten seviyorsa, seven, sevdiğine itaat eder. Dinin emir ve yasaklarına hiç uymadan, sadece seviyorum demek yalan olur. Eshab-ı kiramdan birinin çok üzüldüğünü gören Peygamber efendimiz, ona niçin üzüldüğünü sordu.
O zat, (Ya Resulallah, benim hâlim ne olacak, sizi çok sevmeme rağmen, bu anlattıklarınızı tam yapamıyorum) dedi. Ona, seviyorsa mesele kalmayacağını anlatmak için, (El mer’ü mea men ehabbe) buyurdu. Bu, dünyada kimi seversen, ahirette onunla beraber olursun demektir.

Üzüme mü sözüme mi?

Üftade hazretleri, bir kış günü talebeleriyle dergâhta sohbet ederken, (Taze üzüm olsa da yesek... Kim gidip Çekirge’deki bağdan üzüm toplar getirir?) buyurur. Mevsim kış, dışarıda diz boyu kar vardır. Talebeler, bu kışta, karda üzüm olmaz ki… Hocamıza bir şeyler oldu, istiğrak hali görüldü galiba, neyse birazdan geçer diye düşünürler. [İstiğrak, ilahî aşkla dünyayı unutup kendinden geçmek demektir.]

Bu arada, talebelerden Kadı Mahmud, (Bunun bir hikmeti vardır, bizim için hocamızın sözü önemli) der. İzin isteyip Çekirge’deki bağa gider. Asmanın birini sarsar, karlar döküldüğünde, salkım salkım üzümleri görür, bu hocamın kerameti diyerek, bir sepet üzüm toplayıp dergâha döner. Yolda gelirken de bir çukura düşer. Boğazına kadar su dolu bir çukurdur. Civarda kimse yoktur. Sepet ıslanmasın diye yukarıda tutup, Cenab-ı Hakka yalvarırken, çukurun başından bir ses gelir, (Ey Mahmud! Uzat elini de yukarı çekeyim) der. Başını kaldırdığında birisinin kendisine gülümsediğini görür. Elini uzatır. Yukarı çıktığında, bir anda o kimseyi göremez olur. Yine sepeti omzuna alarak süratle, dergâha gelir. Talebeler hayretler içinde üzümlere bakarken Üftade hazretleri, (Evlatlarım, biliyorum, bu mevsimde üzüm olmaz. Maksadım üzüm değil, benim sözüme mi, yoksa üzüme mi kıymet verdiğinizi anlamaktı. Üzüme peki diyenler kaybederler, hiç üzüm bulamazlar. Sözümüze peki diyenler, bulsa da kazanırlar bulmasa da kazanırlar. Şunu unutmayın, dine hizmette, hocasına hizmette, çok sıkıntı olur. Arkadaşınızın çukura düşüp, Hızır’ın kurtarması gibi... Çile çoktur ama ecri de çoktur.)

Böylece Kadı Mahmud, hocasının sözüne kıymet verip, Kadı Mahmud iken Aziz Mahmud Hüdai hazretleri oldu.