BREAKING NEWS
Yaşam

728x90

header-ad

468x60

header-ad
dua okumak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dua okumak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Günah işlenen yerde

Sual: S. Ebediyye'de, (Çalgıyla zikretmek, fısk meclislerinde tesbih çekmek günahtır) deniyor. Radyo dinlerken, TV seyrederken veya müzik çalınan yerde tesbih çekmek de günah mıdır? Ben evde hep TV izliyorum. Eğer TV izlerken tesbih çekemezsem, başka hiç boş zamanım olmuyor. TV'yi bırakamayacağıma göre ne yapmam gerekir?
CEVAP
Müzik eşliğinde zikir, tesbih caiz olmaz. Çalgının ritmine uydurarak salevat vesaire söylemek caiz olmaz. Kumarhaneye gidip kumar oynarken tesbih çekilmez. Meyhaneye gidip orada biraz tesbih çekeyim denmez; ama bir iş için

Zehirli hayvan sokması

Sual: Yılan, akrep, kene veya başka zehirli hayvan sokmaları için, ilaç tedavisinden başka, okunacak dua da var mıdır? Böyle hayvan sokmasından ölen şehit olur mu?
CEVAP
Evet, akrep ve yılan gibi zehirli hayvan sokmasından ölen şehittir. (Redd-ül-muhtar)

Bu konuda okunacak duaların birkaçı şöyledir:

1- Bir kimseye, Fatiha, Âyet-el-kürsi ve 4 Kul [Kâfirun, İhlâs, Felak ve Nas sureleri] yedişer kere okunursa, büyü, nazar, zehirli hayvan sokması ve bütün dertler için iyi gelir. Tuza okunup, suda eritip içirmek ve ısırılan yere sürmek de olur. (Fevaid-i Osmaniyye)

Abi baba gibidir

Sual: Dinimize göre, abi ve amca, baba; teyze de, anne hükmünde midir?
CEVAP
Evet, bildirdiğiniz gibidir. Üç hadis-i şerif meali şöyledir:

(Abi, baba makamındadır.) [Beyhekî]

(Teyze, anne hükmündedir.) [Buhari]

(Ya Abbas, sen benim amcamsın, babamın yarısısın.) [Hatib]

Hancı yolcu
Sual: (Dünya han, insanlar yolcu ve Allah hancı) demek; bir de, koyunları insana, ağılı dünyaya, çobanı da Allah'a benzetmek caiz midir?
CEVAP
Dünyayı hana, insanları yolcuya benzetmek normaldir. Koyunları insana, ağılı dünyaya benzetmek de normaldir; fakat çobanı ve hancıyı Allahü teâlâya benzetmek hoş değildir. Dinimizin bildirdiği isimleri söylemelidir.

Namazda dua okumak

Sual: Namazın herhangi bir yerinde, Estağfirullah, Allahümmağfirlî ve benzeri duaları okumak, namazı bozar mı?
CEVAP
Hayır, hiçbiri bozmaz. Halebi-yi sagir’de deniyor ki:

Allahümme ekrimnî = Allah’ım, bana ikram et!



Allahümme en’im aleyhe = Allah’ım, bana nimet ver!

Allahümme eslıh emrî = Allah’ım, işimi ıslâh et!

Allahümmerzuknil-âriyete = Allah’ım, beni afiyetle rızıklandır!

Allahümmağfirlî ve li-vâlideyye ve lil-mü’minîne ve’l-mü’minât = Allah’ım, beni, anamı, babamı ve erkek kadın bütün müminleri affet!

Yukarıdaki Arapça duaların hiçbirini okumak namazı bozmaz. Bu hususta asıl kaide şudur: Namazda insanlardan istenilmesi imkânsız olan bir şeyle Arapça dua etmek, namazı bozmaz. Bunun için Hidaye’de, (Allahümmerzuknî = Allah’ım beni rızıklandır demek, insanlardan talep edilmesi imkânsız olan şeylerden değildir. Bu bakımdan namaz bozulur) denilmişse de, bu duadan sonra, mal veya benzeri bir şey zikredilmedikçe, sadece Allahümmerzuknî = Allah’ım bana rızık ver demekle de, namaz bozulmuş olmaz.

Allahümmerzuknî rü’yetike = Allah’ım, beni seni görmekle rızıklandır veya Allahümmerzuknî Cenneteke = Allah’ım beni Cennetinle rızıklandır demek de namazı bozmaz. Çünkü bunlar halktan istenebilecek şeylerden değildir; fakat aşağıdakileri söylerse namazı bozulur.

Allahümmerzuknî dâbbeten = Allah’ım, bana bir hayvan ver!

Allahümmerzuknî kermen = Allah’ım, bana bir bağ ver!

Allahümmerzuknî zevcen = Allah’ım, bana bir zevce ver!

Allahümmekdı deynî = Allah’ım, borcumu öde!

Bunları insanlardan istemek de mümkün olduğu için namaz bozulur. (Halebi-yi sagir)

Yemekten önce ve sonra dua etmek

Sual: Yemekten önce dua etmek caiz midir?
CEVAP
Evet, yemekten önce de dua etmek caizdir. Besmele çekmek ve hayır bereket için dua etmek de yiyip içmenin sünnetlerindendir.
İbni Abbas hazretleri, Resulullah efendimizin (Yemeğe başladığınız zaman, Allahümme barik lena fihi ve etimna hayren minhü deyiniz)buyurduğunu rivayet etmiştir. Enam suresinin (Üzerlerine Allah’ın ismi anılmayanlardan yemeyin) mealindeki 121. âyetin, Besmelesiz kesilen hayvanların leş olacağını, yenmeyeceğini bildirmektedir. Bazı âlimler, (Diğer yiyecekleri yerken de Besmele çekiniz) manasının da bulunduğunu bildirmişlerdir. Burada Allah’ın adının anılması, yenecek yemeğin kudsiyetini, iyiliğini ve devamlılığını sürdürmek içindir. Böylece Allahü teâlâyı hatırlamış ve bu nimetlerin devamlılığını ve hayrını elde etmiş oluruz. Yemek yeme anı, insanların en çok gaflete düşeceği andır. Zira yemek, acıkan nefsi kendine en çok çeken, ona her şeyi unutturan nesnedir.

Yemekten önce elleri yıkamayı da ihmal etmemelidir! Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Evinin hayrını isteyen, yemekten önce ve sonra elini yıkasın.)[İbni Mace]

Sual:
Yemekten sonra nasıl dua edilir?
CEVAP
Yemeğe başlarken besmele çekmek yani (Bismillahirrahmanirrahim) demek ve sonunda (Elhamdülillah) demek sünnettir.

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Yemekten sonra, "El-hamdü-lillahillezi etamena hazettaame ve rezekana min gayrı havlin minna ve la kuvveh" duasını okuyanın günahları affolur.)

(
Yiyip içtikten sonra, "El hamdü-lillahillezi atameni ve esbeani ve sakani ve ervani" duasını okuyan, anasından doğduğu günkü gibi günahsız olur.)

Peygamber efendimiz yemekten sonra
(El-hamdü-lillahillezi etamena ve sakana ve cealena müslimin) duasını okurdu.

Yemeklerden sonra, yukarıdaki duaları da içine alan şu duayı okumak daha uygundur:
(El-hamdü-lillahillezi eşbeana ve ervana min-gayrı-havlin minna ve la kuvveh. Allahümme at'imhüm kema at'amuna. Allahümmerzukna kalben takiyyen, mineşşirki beriyyen la kâfiren ve şakiyyen velhamdülillahi rabbilalemin)

Gıyaben dua etmek çok kıymetlidir

Sual: Haberi olmadan bir arkadaşın arkasından edilen duanın kabul olduğu doğru mu?
CEVAP
Evet, bir müminin diğer din kardeşi hakkında gıyabında yani arkasından yaptığı duayı Allahü teâlâ kabul ediyor. Buna gıyabda dua deniyor. Yüze karşı duaya riya karışabilir, ama arkadan olunca sırf Allah rızası için dua edilmiş olur. Allah rızası için yapılan duaları da Allahü teâlâ kabul eder. Din kardeşinin gıyabında dua edince, Allahü teâlâ onun için istediğimiz şeyi önce bize verir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Bir Müslümanın din kardeşinin arkasından ettiği hayır dua kabul olur. O dua edince, bir melek, “Âmin, kardeşin için istediğinin aynısı sana da verilsin” der.) [Müslim, Tirmizi, İbni Mace]

(Bir kimsenin, birine gıyabında yaptığı dua müstecâb olur. Yapılan duaya bir melek, “Âmin, aynı şeyler sana da olsun” der.) [İbni Ebi Şeybe]

(Bir kimse, gıyabında birine dua ederse, melekler, aynı şekilde ona dua ederler.) [Müslim]

(En çabuk kabul olunan dua, kişinin din kardeşi gıyabında ettiği duadır.) [Buhari]

(Gizli [yani gıyabda] yapılan dua, âşikârenin yetmiş misline eşittir.) [Ebuşşeyh]

(Allah ile arasında perde bulunmayan iki dua vardır. Biri mazlumun duası, diğeri de kişinin din kardeşinin gıyabında yaptığı duadır.) [Taberani]

(En makbul dua, gaibin gaibe yaptığı duadır.) [Tirmizi]

(Bir kimsenin, arkadaşının gıyabında yaptığı dua reddedilmez.) [Harâiti]

Gıyabi dua
Sual: Birinin arkasından yapılan duanın kabul olduğu doğru mudur?
CEVAP
Evet, bir kişinin arkasından yani gıyabında yapılan duanın kabul olacağı hadis-i şerifle bildirilmiştir. Yüzüne karşı dua edince riya karışabilir; ama gıyabında olunca riyasız olur, yalnız Allah rızası için olur ve dua kabul olur. Gıyabda yapılan duanın kabul olacağını bilen şair şöyle diyor:
İsteğim yalnız bir gıyabî dua,
Kabul olmaz diye düşünme asla!

Yani, (Sen benim arkamdan dua et, gerisine karışma! O dua elbette kabul olur) demektir.

Dua boşa gitmez

Sual: Allahü teâlâ, Mümin suresinin 60. âyetinde (Dua edin, kabul edeyim) buyuruyor. Ama benim dualarım hep boşa gidiyor. Bunun sebebi nedir?
CEVAP
Hayır dua boşa gitmez. İki hadis-i şerif meali de şöyledir:
(Rabbiniz, elbette hayâ ve kerem sahibidir. Kulları ellerini kaldırıp bir şey istedikleri zaman, onların ellerini boş çevirmekten hayâ eder.) [Tirmizi, Ebu Davud]

(Allahü teâlâ buyurdu ki: Ey insanoğlu, bana ortak koşmadan kulluk edersen, amelinin karşılığını veririm. Dua istemek senden, kabul edip vermek de bendendir.)
 [Taberani]

Allahü teâlâ, 
(Duanızı kabul ederim, elinizi boş çevirmem)buyuruyor. Demek ki boşa gitmiyor. Ama bizim isteğimiz olmayınca boşa gittiğini sanıyoruz. Kitaplarda diyor ki:
Dua sebebiyle ya günahlar affolur, ya gelecek bir bela önlenir, ya mevcut bir bela kalkar, yahut ahirette büyük sevaba kavuşulur. 
(Şir’a)

Demek ki, dua sayesinde, günahlarımız affediliyor, gelecek bir bela önlenmiş oluyor, mevcut bir bela veya dert kalkıyor yahut dua sebebiyle sevaplara kavuşuyoruz. İki hadis-i şerif meali de şöyledir:
(Dua eden, üç şeyden hali değildir: Ya günahı affolur veya hemen hayırlı karşılığını görür, yahut ahirette mükafatını bulur.)[Deylemi]

(Kul bir dua ettiği zaman, isteği yerine gelmezse ona bir hasene
[sevap] yazılır.) [Dare Kutni]

Geciken dua da olur elbette. Onun da hikmetleri vardır. Bir hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
(Mümin dua ettiği zaman, Allahü teâlâ, Cebrail aleyhisselama, "İsteğini hemen yapma, ben onun sesini seviyorum" buyurur. Facir dua edince de, "Bunun isteğini hemen yerine getir, ben onun sesini sevmiyorum" buyurur.) [İbni Neccar]

Cenab-ı hak duanın kabulünü geciktirince de çok nimet verecek demektir. Onun için acele edip duam niye kabul olmuyor dememelidir. Bir hadis-i şerif meali de şöyledir:
(Günah olan bir şey için veya akrabalık bağının kesilmesi için dua edilmedikçe yahut acele edip de, “Dua ettim de kabul olmadı” denmedikçe, edilen dua kabul olur.) [Müslim]

Dua niçin kabul olmaz

Sual: Dualar niçin kabul olmaz?
CEVAP
Şartlarına uygunsa dua kabul olur. Hadis-i şerifte, (Rabbiniz kerimdir, kendine açılan eli boş çevirmekten haya eder, edilen duayı kabul eder) buyuruldu. (Tirmizi)

Duanın kabul olması için bazı hususlara dikkat etmek gerekir. Sebeplere yapışmadan istemek kuru bir temennidir.
 Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Çalışmadan dua eden, silahsız harbe giden gibidir.) [Deylemi]

Yapılacak işlerden bazıları şöyledir:
Önce günahlara tevbe etmeli, istiğfar okumalı, sadaka vermeli, imanını düzeltmeli, duanın kabul olacağına inanmalı, iki diz üzerine kıbleye karşı oturup, duaya başlarken, 
Sübhane Rabbiyel aliyyil a’lel vehhab demeli, euzü besmele çekip hamd ve salevat okumalı, duayı üçten fazla söylemeli! Kabul olmadı diyerek ümit kesmemeli, kabul olana kadar uzun zaman tekrar etmelidir! (Feraid)

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Siz, kabul edileceğine yakînen inanarak, Allah’a dua ediniz. Allahü teâlâyı unutarak, gafletle edilen dua kabul olmaz.) [Tirmizi]

(Emr-i marufu bırakırsanız dualarınız kabul olmaz.) 
[Bezzar]

(Bid'at ehlinin duası ve ibadetleri kabul olmaz.) [Deylemi]

(Kızını fasıkla evlendirenin duası kabul olmaz.) [Şir’a]

Farzları yapmayanın, mesela namaz kılmayanın duası kabul olmaz. 

Haramlardan sakınmayanın duası kabul olmaz. Ebülleys-i Semerkandi hazretleri, (Haram yiyenin, gıybet edenin ve haset edenin duası kabul olmaz) buyuruyor. Hadis-i şerifte de, (Duanın kabul olması için, yenilen ve giyilen helal olmalıdır) buyuruluyor. (Tergib-üs-salât)

İhlaslı ve salih olmaya çalışmalı. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(İhlaslı olarak dua edin!) [Mümin 14, 65]

(Allahü teâlâ, ancak takva sahiplerinin [salihlerin amellerini, dualarını] kabul eder.) [Maide 27]

Evliyayı vesile ederek, dua etmeli. Buhari’deki hadis-i şerifte, duanın kabul olması için, Peygamberleri ve salihleri vesile etmek gerektiği bildirilmektedir. 
(Hısn-ül-hasin)

Mesela silsile-i aliyyenin isimleri okunup onların hürmetine dua edilmeli.
Din kardeşine gıyabında dua etmeli.
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Müminin din kardeşi için, arkasından yaptığı hayır dua kabul olur. Bir melek, Allah bu iyiliği sana da versin der. Meleğin duası reddedilmez.) [İbni Ebi Şeybe]

Beş vakit namazı doğru ve severek kılmalı ve sonra dua etmeli. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Beş vakit namazlardan sonra yapılan dua kabul olur.) [Buhari]

Yine hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Allahü teâlâ buyuruyor ki: büyüklenmeyen, gününü Allah’ı anmakla geçiren, 
[Allah’ın razı olduğu işleri yapan] günahta ısrar etmeyip istiğfar eden, aç doyuran, garibi koruyan, küçüğe merhamet, büyüğe saygı gösterenlerin namazlarını kabul ederim. Böyle bir kimselerin istediklerini veririm, dua ederlerse, dualarını kabul ederim.) [Darekutni]

(Gizli-açık çok sadaka verin ki rızkınız bollaşsın, yardıma mazhar olasınız ve duanız kabul edilsin.) 
[İbni Mace]

(Allahü teâlâ, duanızı kabul eder. Dua ettim, hâlâ duam kabul olmadı diye acele etmeyiniz! Allah’tan çok isteyiniz! Çünkü kerem sahibinden istiyorsunuz.)
 [Buhari]

(Kim, Yunus aleyhisselamın balığın karnında iken ettiği duayı okursa, duası kabul olur.)
 [Tirmizi]

(Birinize dert ve bela gelince, Yunus Peygamberin duasını okusun! Allahü teâlâ onu muhakkak kurtarır. Dua şudur: “
La ilahe illa ente sübhaneke inni küntü minezzalimin”)
 [Tirmizi]

(Duasının kabul olmasını isteyen, darda kalanı ferahlandırsın!)
[İbni Ebiddünya]

(İstiğfara devam eden, her türlü sıkıntıdan ve geçim darlığından kurtulur, ferahlığa çıkar, ummadığı yerden rızka kavuşur.) 
[Nesai]

(Sıkıntılı iken duasının kabul edilmesini isteyen kimse, refahta iken çok dua etsin!) 
[Tirmizi]

(Sıkıntılı veya borçlu bir kimse, bin kere "
La havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azim" derse, Allahü teâlâ işini kolaylaştırır.)
[Şir’a]
 
Sual: Evlilik için dua ettim, kabul olmadı. Sebebi nedir?
CEVAP
Evlenmeyi istemek normaldir. Ancak her evlilik mutlaka hayırlı olur mu? Çok az da olsa, evlilik bir kimsenin dünya ve ahiret felaketine sebep olabilir. Ne olursa olsun evlenmeyi değil de, mutlaka hayırlı olanını istemelidir. Hayırsız bir evlilik yerine bekârlığı tercih etmelidir!

Esas hayat, ahiret hayatıdır. Muhteşem bir hayat sürülse de, dünya geçicidir. Akıllı, ahiretini düşünüp, (Ya Rabbi evlilik hakkımda hayırlı ise nasip et) diye dua eder. Kur'an-ı kerimde, 
(Dua edin, duanızı kabul ederim), hadis-i şerifte ise (Rabbiniz kerimdir, kendine açılan eli boş çevirmekten haya eder) buyuruldu. (Tirmizi)

(Duam kabul olmadı) demek yanlıştır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Dua edenin ya günahı affolur veya hemen hayırlı karşılığını görür, yahut ahirette mükafatını bulur.) [Deylemi]

Allahü teâlâ, Kıyamette, duası dünyada kabul edilmeyen kula
(Dünyada ettiğin duana karşılık şu sevapları veriyorum)buyuracak, o kadar çok sevap verecek ki, o kimse, (Keşke dünyada hiçbir duam kabul edilmeseydi) diyecektir. (T.Gafilin)

Allahü teâlâ, dua edeni sever, dua etmeyene gazap eder. Dua müminin silahı, dinin temel direklerinden biridir. Duanın faydaları çoktur. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Dua, işlenen günahlara kefarettir.) [İbni Hibban]

(Dua, bela gelirken korur.) [Şir’a]

Allahü teâlâ, isteyene verir. Dua etmenin, istemenin de şartları vardır. Bu şartlara riayet eden arzusuna kavuşur. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Allahü teâlâ, sabra gayret edeni muvaffak kılar, iffet talep edeni de iffetli, istigna edeni de gani kılar.) [Hakim]

(Hayır isteyen hayra kavuşur. Şerden sakınan da korunmuş olur.) 
[Hatib]

Demek ki, sabreden başarır, namuslu olmak isteyen ve insanlara muhtaç olmak istemeyen arzusuna kavuşur. Arayan Mevlasını, azan belasını bulur.


Sual: Allahü teâlâ, sevdiği kulunun dua etmesini sevdiği için duasını geciktirdiği doğru mudur?
CEVAP
Öyle durumlar da olabilir. Peygamber efendimiz bir hadis-i şerifinde şöyle anlatıyor:

(Allahü teâlâ bir kulunu severse veya onun sevgili bir kul olmasını isterse, üstüne bardaktan boşanırcasına musibet yağdırır, onun üzerine ardı ardına belalar gönderir. Bu kimse dua ederse, Cebrail aleyhisselam der ki:

- Ya Rabbi bu sevgili kulun istediğinin verilmemesinin hikmeti nedir ki?

Allahü teâlâ
 buyurur ki:
- Ben onu sesini dinlemeyi seviyorum, bırakın duaya devam etsin.
Kul ya Rabbi der, Allahü teâlâ 
lebbeyk der, (Senin her istediğini vereceğim ve memnun edeceğim, İzzetime yemin ederim, ne dua edersen kabul edeceğim, ne istersen vereceğim, ancak bu isteklerini ya dünyada veya ahirette veririm, ahirette verirsem daha üstününü verir, daha büyük belaları üzerinden def ederim)buyurur.

Kıyamet günü, teraziler kurulur, namaz ehli getirilir, karşılığını tam alırlar. Oruç tutanlar getirilir karşılığını tam alırlar. Zekat ehli getirilir onlar da karşılığın tam alırlar. Hac ehli getirilir onlar da karşılığını tam alırlar. Belaya, musibete uğrayanlar getirilir onlar için terazi kurulmaz, ücretleri, mükafatları tartısız bol bol verilir. Bunlara verilen sevapların büyüklüğünü görenler, 
(Keşke bizim de dünyada vücutlarımız makaslarla doğransaydı da biz de böyle büyük nimetlere kavuşsaydık) derler. İşte şu âyet-i kerime bunu bildiriyor:

(Ey îman eden kullarım, Rabbinizden [emir ve yasaklarına riayetsizlikten] korkun. Bu dünyada [Allahü teâlâya itaat ederek] iyi iş yapanlar için, [ahirette] bir güzellik [cennet] vardır. Allahın toprağı yer yüzü geniştir. [Kâfirler içinde daraldığınız zaman, başka ülkelere hicret edebilirsiniz.] Ancak [İbâdete, taate, belâlara ve vatanından ayrılıp hicretin güçlüklerine] sabredenlere ecirleri hesapsız ödenecektir.) [Zümer 10] (Dürr-ül mensûr – İmam-ı Süyûti) 

Salaten tüncina okumak

Sual: Şafii mezhebinde, namazlardan sonra, salaten tüncina veya başka dua okumak caizken veya hadisle bildirilmişken Hanefi’de niye caiz değil? Hanefi okusa ne olur sanki?
CEVAP
Herkes kendi mezhebine uyar. Diğer üç mezhepte kendi mezhebine zıt olan şeyleri yapması asla caiz olmaz. Mezhebe aykırı hadis-i şeriflerle de amel edilmez.

Müctehid olmayan, herhangi bir hadisle amel edemez. Müctehidlerin âyet ve hadislerden çıkararak, verdikleri fetvayla amel etmesi gerekir. (Kifaye)

Birkaç örnek verelim:

1- (Fatihasız namaz olmaz) hadis-i şerifini delil alan Şafiilerin imam arkasında Fatiha okumaları farzdır. (İmamın okuması cemaat için kâfi gelir) hadis-i şerifini esas alan Hanefilerin imam arkasında Fatiha okumaları tahrimen mekruhtur, harama yakındır. Şafiiler Fatiha okumazsa, Hanefiler de okursa mezheplerine uymamış olurlar. İmam-ı Rabbani hazretleri kendi mezhebine uymamanın caiz olmadığını bildirmektedir.

2- Şafiiler (Kan aldırmak abdesti bozmaz) hadis-i şerifini esas almışlar, Hanefiler de, (Kan çıkması abdesti bozar) hadis-i şerifini esas almışlardır. Hanefilerin, Şafiilerde kan çıkması abdesti bozmaz diyerek abdest almamaları mezhepsizlik olur.

3- Hanefiler, (Ön avretine dokunan erkeğin abdesti bozulmaz) hadis-i şerifini esas almışlar, Malikilerse, (Ön avretine dokunan erkeğin abdesti bozulur) hadis-i şerifini esas almışlardır. Bir Maliki, Hanefi’de ön avrete dokunmak abdesti bozmaz diyerek abdest almazsa, mezhepsizlik yapmış olur, kıldığı namaz sahih olmaz.

4- Hanefi mezhebinde, farzla sünnet veya sünnetle farz arasında konuşmak sünneti iptal etmez; ama sünnetin sevabını azaltır. Esah olan kavildeyse, sünneti iade etmek gerekir. Her türlü dua okumak da konuşmak gibidir. (Dürr-ül-muhtar, Merakıl-felah Tahtavi haşiyesi)

Hanefi mezhebindeki biri, Şafii’de farzla sünnet arasında dua okumak caiz diye, dua okursa sünneti yeniden kılması gerekir. (İbni Abidin)

5- Hanefi’de, kıyamda ayaklar dört parmak açılır, Şafii’deyse bir karış açılır. Bir Hanefi, Şafii’de çok açılıyor diye açarsa sünnete aykırı iş yapmış olur.

Hocası Şafii olan Hanefilerin de kendi mezheplerine uymaları gerekir. Şafii hocaları ayaklarını çok açıyor diye çok açmaları, hocaları namazdan hemen sonra salaten tüncina okuyor diye onların da okumaları caiz olmaz.

Peygamber efendimiz, rahmet olması için kendisi farklı hükümler bildirdiği gibi, (Ümmetimin âlimlerin farklı ictihadları rahmettir) buyurmuştur. Bunun için mezhepler rahmet olmuştur.


Sevabları bağışlamak
Sual: Bir kimse, kıldığı namazlardan, tuttuğu oruçlardan, verdiği zekâtlardan, evliya kabirlerini ziyaret etmekten, birisine verdiği ödünç paradan hâsıl olan sevabları, ilim öğrenirken kazandığı sevabları, mesela ilmihal okurken kazandığı sevabları, Ehl-i sünnet kitaplarını, başkalarına ulaştırmakla kazandığı sevabları, kısacası hayatta kazandığı farz veya nafile bütün sevabları ölü diri herkese bağışlayabilir mi?
CEVAP
Evet, hepsini bağışlayabilir. Kendi sevabından da hiç eksilme olmaz. Ancak bunların duası yapılmak üzere başkasına bildirilmez. Mesela 40 yıldır kıldığım namazların, tuttuğum oruçların okuduğum ilimlerden hâsıl sevabların duasını yapar mısınız denmez. Sevab bağışlamak ayrı, bunların dualarının yapılması için birine hediye etmek ayrıdır.


Kefaret gerekir
Sual: Orucu bozup kaza gerektiren bir şeyi, aynı ramazanda iki veya daha fazla yaparak, orucu bozmak, kefareti gerektirir mi?
CEVAP
Kasten yaparsa kefaret gerektirir. (Redd-ül-muhtar) 

Mesela susuz pirinç tanesi yutunca veya kulağa yağ damlatınca orucun bozulup kaza gerektirdiğini bilip, sebepsiz böyle orucunu bozan kimseye kaza gerekir. Bunu aynı ramazanda, hiç sebepsiz kasten yine yaparsa, bu sefer kefaret gerekir. Yahut imsak vaktinden sonra, niyet edilirse, kefaret gerekmediğini bilen kimse, yine sebepsiz kasten orucunu bozsa kefaret de gerekir. Bu, hileyi önlemek içindir. Gerçekten orucu bozmayı mubah kılan bir durum olursa, 3-5 defa da bozsa yine kefaret gerekmez.

Zikir nedir?


Sual: Zikir nedir ve nasıl yapılır?
CEVAP
Seyyid Abdülhakim Arvasi hazretleri buyuruyor ki:

Zikir, hatırlamak, anmak demektir. Hatırlamak da kalble olur. Söylemekle olmaz. Şimdi üç türlü zikir bilinmektedir:

1- Dille, söylemekle yapılan zikirdir. Söylerken, kalb birlikte hatırlamaz. Yalnız dille söylenen zikrin, kalbi temizlemekte faydası pek az olur. İbadet sevabı hâsıl olur. Aşağıdaki âyet-i kerime kalben zikretmeyenler içindir:

(Kalbleri Allahü teâlâyı zikretmeyenlere azap vardır.) [Zümer 21]

2- Yalnız kalble yapılan zikirdir. Dil söylemez. Üç ayet meali şöyledir:

(Rabbinizi, yalvararak ve gizli ve sessiz çağırınız) [Araf 54]

(Kalbler, ancak Allahı zikretmekle itminana [sükûna, rahata] kavuşur) [Rad 28]

(Rabbini, içinden zikret!) [Araf 204]

Daha başka birçok âyet-i kerimede ve sayısız hadis-i şeriflerde ve din büyüklerinin kitaplarında bu zikir bildirilmektedir.

3- Dille kalbin birlikte yaptığı zikirdir. Allah adamları, Evliya-i kiram, yükseklere eriştikten sonra, böyle zikri yapabilirler.

Kalble yapılan zikir, en önce Fahr-i âlem efendimizin hicret gecesinde, Sevr dağındaki mağarada, Hazret-i Ebu Bekr-i Sıddık’a diz üstüne oturtup, gözlerini kapamasını emrederek sessiz yaptırdığı zikirdir.

(Hep sadıklarla birlikte bulunun!) [Tevbe 121]

(Rablerini isteyenlerle beraber olmağa çalış!) [Enam 52]

Bu iki ayeti kerime meali büyüklerle rabıtayı bildiriyor. Bu rabıtayı yapmak, (Allahü teâlânın sevdiklerini hatırlamak, rahmet etmesine sebep olur) hadis-i şerifine uymaktır. Bunlar gibi, başka âyet-i kerimeler ve hadis-i şerifler de vardır.

Mazher-i Can-ı Canan hazretleri buyuruyor ki:

Üç türlü zikir vardır:

1- Kalb karışmadan, yalnız dil ile söylemektir. Bunun faidesi yoktur.

2- Ağızla söylemeyip, yalnız kalb ile yapılan zikirdir. Buna, tasavvufda Zikr-i hafi denir. Bu da, yalnız Zat-ı ilahiyeyi zikirdir. Yahut sıfatlarını düşünerek yapılır. Nimetleri de düşünülürse Tefekkür denir.

3- Kalble ve dille birlikte zikirdir. Dille kendi işitecek kadar söylenirse, Zikr-i hafi denir. Âyet-i kerimede emrolunan, bu zikr-i hafidir. Başkası da işitirse Zikr-i cehri denir. Âyet-i kerimeler ve hadis-i şerifler, zikr-i hafinin zikr-i cehriden efdal olduğunu gösteriyor. Resulullahın hazret-i Ali’ye öğrettiği zikr-i cehri, kendi işitecek kadar olan zikirdir ki, hakikatte zikr-i hafi demektir. Zikirden önce kapıyı kapattırması da, böyle olduğunu gösteriyor. (Makamat-i Mazheriyye 11.mektup)

Zikretmek, Allahtan başka şeylerin sevgisini, onlara düşkün olmağı kalbden çıkarmak içindir. Kalbin mahlûklara bağlılığını yok etmek için en iyi ilaç zikirdir. Hadis-i şerifte, (Zikrederek, kalblerinin yükünü hafifletenlerin yolunda olun!) buyuruldu. Bunun için, “Allah’a, Allahü teâlânın sevgisine kavuşmak için, kalbin mahlûklara olan bağlantılarını kesmek, onu dünya zevklerine düşkün olmaktan kurtarmak lazımdır. Kalbi kurtarmak için de, zikirden daha faydalı bir ilaç yoktur” demişlerdir. (Tefsir-i azizi)

Allahü teâlâyı hatırlamak, Onun ismini söylemekle veya çok sevdiği bir Velisini görmekle olur; çünkü hadis-i şerifte, (Onlar görüldüğü vakit, Allah hatırlanır) buyuruldu. İsmini işitirken, söylerken, başka şey düşünülebilir. Onu hatırlamak şüpheli olur. Onu devamlı hatırlamak için, her gün binlerce söylemek lazım olur. Evliyayı severek, inanarak görünce, muhakkak hatırlanacağı müjdelendi. Görmek gözle olduğu gibi, Velinin şeklini, suretini, kalbine, hayaline getirmekle de, görmüş gibi olup, Allahü teâlâyı hatırlamaya sebep olur. Böyle, kalble görmeye rabıta denir ki, kalbi, Allahü teâlâdan başka şeyleri sevmekten, onları düşünmekten kurtaran vasıta ve temiz kalbe, ihlâsa kavuşturan yoldur.

İmam-ı Rabbani hazretleri, 231. ve 266. mektuplarında, yüksek sesle zikrin bid’at olduğunu bildirmektedir.

İmtihana girerken

Sual: İmtihana girerken okunacak dua var mıdır?
CEVAP
Şu duayı okumalıdır:

Yâ men leccemel mütekebbirîne bi licâmi

azametihî sellim sellim yâ hâfız.

Orijinali de şöyledir:













Manası:
Ey muhafaza eden Allah'ım, kibirlenenleri, azametinin gemiyle dizginle, bize selamet ver, bizi selamete çıkar.

Teyemmüm edebilir

Sual: 80 yaşındaki ninem, yalnız başına zor abdest alıyor, düşerim de bir yerim kırılır diye korkuyor. Acaba teyemmüm edebilir mi?
CEVAP
Düşme ihtimali varsa teyemmüm eder. Soğuk havada hastalanma ihtimali olan sağlam kimse de, gusletmek yerine teyemmüm eder.

Sabır mı isyan mı?

Hikmet ehli zatlar buyuruyor ki:

Dert, bela istemek doğru değil. Dua ederken, (Ya Rabbi, bana sıhhat ve afiyet ver) diye dua etmeli. Bela istenilmez; ancak istemeden gelirse, isyan edilmez, sabredilir.

Bir hadis-i şerifinde Peygamber efendimiz buyuruyor ki:

(Cennette Allahü teâlâ bazı kullarına o kadar yüksek makamlar, o kadar yüksek köşkler verecek ki, bakanların gözleri kamaşacak. Diyecekler ki, bunlar kim, bu derecelere nasıl kavuştular. Hangi ibadeti yaptılar da bu makama kavuştular? Onlara şu cevap verilir: Bunlar öyle makam sahibi değil, bunlar çok ibadet edenler de değil; fakat bunlar dünyadayken çok acı çektiler, çok hastalık çektiler, çok üzüntü çektiler. Onun için Allahü teâlâ onlara bu dereceleri ihsan eyledi. Onları seyredenler, keşke dünyadayken ellerimiz parçalansaydı, vücutlarımız paramparça olsaydı, o kadar acıyı biz de çekseydik de, kardeşlerimize nasip olan nimet bize de nasip olsaydı, diyecekler.)

Kur’an-ı kerimde Allahü teâlâ mealen buyuruyor ki:

(Bazı şeyler sizin çok zorunuza gider, çok gücünüze gider, üzülürsünüz. Bu musibet başıma nereden geldi dersiniz. Hâlbuki bilmezsiniz ki, bu sizin için hayırlıdır. Bazı şeylere çok sevinirsiniz, yaşadık dersiniz. Bilmezsiniz ki, onlar sizin için kötüdür, şerdir.)

Hadis-i şerifte de, (Sabretmek, ferahlamanın anahtarıdır) buyruluyor. Dolayısıyla isyan etmek, itiraz etmek yok. Rabia-i Adviyye hazretleri çok ağır hastalanır. Yanındaki hizmetçiler derler ki:

— Anneciğim, siz herkese dua ediyorsunuz o iyileşiyor. Bir de kendinize dua etseniz.

Cevabında buyurur ki:

— Size bir sevdiğiniz, bir dostunuz, bir arkadaşınız bir hediye getirse, size verse, kardeşim kusura bakma bunu kabul etmiyorum, iade ediyorum deseniz, onun kalbi kırılmaz mı?

— Elbette kırılır.

Bunun üzerine Rabia hazretleri diyor ki:

— Beni yoktan var eden, her an varlıkta durduran Rabbim, bana bir hediye göndermiş. Ben nasıl Rabbime diyeyim ki, yâ Rabbi bu hediyeyi geri al! Bu hastalık Ondan geldi, ben almadım, hiç kimseden de istemedim. Allahü teâlâ öyle lâyık gördü. (Rabia, sana bir hediye göndereceğim, bakalım, sabır mı, isyan mı edeceksin?) dedi. Vallahi yapmam, Rabbimin verdiği bu hediyeyi geri veremem…

Hâlleri değiştiren

Sual: Peygamberimizin çok sık okuduğu, (Halleri değiştiren, kalbleri çeviren Allahım) diye bir dua varmış. O dua hangisidir?
CEVAP
Bu konuda birkaç dua var ikisi şöyledir:

1- Allahümme, yâ mukallibel kulûb, sebbit kalbî, alâ dînik.

Manası: Allah’ım, kalbleri iyiden kötüye, kötüden iyiye çeviren, ancak sensin. Kalbimi, dininde [ve senin sevginde] sabit kıl, dininden [ve sevginden] ayırma!

2- Allahümme yâ muhavvilel havli vel ahvâl, havvil hâlenâ ilâ ahsenil hâl.

Manası: Ey hâlleri değiştiren Allah’ım, bizi en iyi hâle çevir!

Bu da yukarıdaki dua gibidir. Ey, halleri iyiden kötüye, kötüden iyiye çeviren Allah’ım, bizi sevdiğin hâle çevir demektir.

3- İki hadis-i şerif meali de şöyledir:

(Ey kalbleri istediği gibi çeviren Allah’ım, kalblerimizi ibadetine çevir!) [Müslim]

(Ey kalbleri dilediği gibi çeviren Allah’ım! Kalbimi kullukta sabit kıl!) [İ. Sünni]

Üst kattan imama uymak

Sual: Apartmanımızın alt katında cemaatle namaz kılınıyor. Biz, hemen onun üst katında oturuyoruz. İmamın sesini rahat duyabilecek büyüklükte bir delik açtık. İmamın sesi duyuluyor. Bu durumda üst kattan alt kattaki imama uymak caiz olur mu?
CEVAP
Alt katta boş yer varsa caiz olmaz.

Faizini vermemek

Sual: Faizin haram olduğunu bilmiyordum. Amerika’da çalışırken bir gayrimüslimden faizle para almıştım. Anaparayı ödedim. Alacaklı da zaten istemiyor. Haram olan faizini ödemesem günah olur mu?
CEVAP
Günah olmaz.

Mürted müslüman olsa

Sual: Mürted tekrar müslüman olunca, mürted olmadan önce kılmadığı namazları kaza etmesi gerekir mi?
CEVAP
Müslüman olan mürtedin, Müslümanken terk ettiği ibadetleri kaza etmesi gerekir; çünkü namaz ve orucu terk etmek günahtır ve günah tekrar Müslüman olduktan sonra baki kalır. (Dürer ve gurer)

Mürtedin, mürted olmadan önceki ibadetleri ve sevabları yok olur. Tekrar imana gelirse, zenginse, yeniden hac etmesi lazım olur. Namazlarını, oruçlarını, zekâtlarını kaza gerekmez. Mürted olmadan önce, kazaya bırakmış olduklarını kaza etmesi lazımdır. Çünkü mürted olunca, önceki günahlar yok olmaz. (İslam Ahlakı)

Mürtedin dinsizlik zamanında kılmadığı namazları kaza etmesi gerekmez. (Hindiyye)

Hindiyye’de sadece, mürtetken kıldığı namazları kaza etmez deniyor. Mürtetlikten önceki kılmadığı namazları kaza edeceği anlaşılmaktadır.

Dininden dönen bir kimse, mürtetliği zamanındaki namazlarını kaza etmediği gibi, daha önce kıldığı namazlarını da kaza etmez. Bundan yalnız hac müstesnadır. (Dürr-ül-muhtar)

Buranın açıklayan İbni Abidin hazretleri, (Daha önce kıldıklarını iade etmez) buyuruyor. Buradan da kılmadıklarını kaza etmesi gerektiği anlaşılmaktadır; çünkü Dürer ve gurer’de bu husus açıkça bildirilmiştir.

Vekâletle ev satmak

Sual: Bir arkadaş, (Evimi 80 bin liraya sat) dedi. Ben de 90 bin liraya sattım. Arkadaşa 80 bin lira verdim. 10 bin lira daha vermem gerekir mi?
CEVAP
Gerekmez; ama 80 bin liraya sattım denirse, yalan söylenmiş olur. Günah olur.

Duaya el kaldırırken

Sual: Namazdan sonra duaya başlarken, (Sübhâne rabbiyel aliyyil a’lel vehhâb) demek mi, yoksa (Ve mâ erselnâke illâ rahmeten lil-âlemîn) âyet-i kerimesini mi okumak evladır?
CEVAP
İkisini birlikte okumak evladır.

Tahkik eden mezhepsiz

Sual: Bir kimse, (Mezhebe körü körüne uymam, taklit değil tahkik ederim, doğru olanlarına uyarım) dese, bu kimse mezhepsiz olur mu?
CEVAP
Mezhepsizlik zaten budur. Günümüzde âyet-i kerimeden ve hadis-i şeriften kendi anladığına uyup, mezhebine uymayan kimse, mezhepsizdir. Böyle yapmak, mezhep âlimlerinin âyet-i kerime ve hadis-i şerifleri anlayamadığını sanmak, yani onları cahil bilmek olur.

Bir mezhebi beğenmeyerek ondan çıkmak, Selef-i salihini cahil bilmek, beğenmemek olur. Buna da âlimlerimiz küfür olur demişlerdir.

(Es-Savi) tefsirinde, Kehf suresinin 24. âyetinin tefsiri haşiyesinde buyuruyor ki:

Dört mezhepten olmayan kimsenin sözü, sahih olan hadis-i şerife yahut âyet-i kerimeye uygun görünse de, buna uymak caiz değildir. Dört mezhepten birinde olmayan kimse sapıktır. Başkalarını da, hak yoldan ayırır. Dört mezhepten ayrılmak küfre kadar gider. (Hidayet-ül-muvaffıkin s. 65)

Namazın iadesi

Sual: Namaz içinde terk edilen sünnetlerden dolayı namazı iade gerekir mi?
CEVAP
Namaz içindeki sünnetler kasten terk edilirse, tahrimen mekruhtan kurtulmak için iade gerekir. Sehven olursa bir şey lazım gelmez.

Kadının dua etmesi

Sual: Kadın da erkek gibi dua ederken ellerini uzatır mı?
CEVAP
Hayır, kadın dua ederken ellerini ileri uzatmaz, yüzüne karşı eğik tutar. (S. Ebediyye)